Bir gün tüm dünya Arapça konuşmaya başladı, ben hariç. Bir anda ailemin bile Arapça konuştuğunu fark ettim. Ne olduğunu anlayamıyordum. Sanki bir gecede her şey değişmişti.
Bir hafta sonra kendimi iyice yalnız hissetmeye başladım. Kimseyle konuşamıyor, hiçbir şeyi okuyamıyor ve izlediğim hiçbir şeyi anlayamıyordum. Zaman geçtikçe toplum tamamen değişti. İnsanlar yalnızca Arapça konuşuyor, hatta ülkedeki diğer dinler de ortadan kalkmış gibiydi. Kendimi yabancı bir gezegende yaşıyor gibi hissediyordum.
Bir ay sonra dayanamayarak evden kaçtım. İnsanlardan uzaklaştım ve doğada yaşamaya başladım. Hayvanlarla birlikte kalıyor, insanlara yaklaşmamaya çalışıyordum. Bir yıl geçtikten sonra kendimi neredeyse bir hayvan gibi hissetmeye başlamıştım. Konuşmayı bile unutacak gibiydim.
Bir gün kendi kendime sordum: Neden ailemden kaçtım? Belki de çözüm kaçmak değildi. Bunun üzerine geri dönmeye karar verdim ancak eve vardığımda kimse yoktu. Taşınmışlardı.
Aradan beş yıl geçti. Çok kötü durumdaydım. Üzerim kir içindeydi, saçlarım uzamış ve bakımsız kalmıştım. Boş bir köpek kulübesi bulup içine sığındım. Bir sabah uyandığımda bir duvarda Türkçe yazılmış bir kayıp ilanı gördüm. İlandaki fotoğraf bana aitti. Yazılan adrese gittim.
Kapıyı ailem açtı ama beni tanımadılar. Ne kadar yalvarsam da inanmadılar. Hatta beni uzaklaştırmaya çalışıp polisi aradılar. Polis beni karakola götürdü, temizledi ve üzerime temiz kıyafetler verdi. Sonra yeniden ailemin yanına götürdü. Bu kez beni dikkatlice incelediler ve gerçekten ben olduğumu anladılar. Annemle babam özür diledi. Ben de onları affettim.
O an her şey normale dönmüş gibiydi. Eve girdim ve yıllardır hayalini kurduğum şeyi yaptım. PlayStation 5’i açtım ve Minecraft oynamaya başladım. Beş yılın acısını ancak böyle çıkarabileceğimi düşündüm.
