Bir sabah uyandım. Yurt dışında yaşıyorum. Ailemle birlikte Türkiye’den taşınmıştık. Dışarı çıktığımda herkesin Türkçe konuştuğunu fark ettim. İlk başta Türkiye’den gelen insanlar olduklarını düşündüm ama yanılmışım. Meğer tüm dünya Türkçe konuşmaya başlamış.
Şaşkınlık içinde kahvaltı yapmak için markete gittim. Oranın resmî dili normalde İngilizceydi ancak çalışanlar sanki ömür boyu Türkiye’de yaşamış gibi akıcı bir Türkçeyle konuşuyordu. Neyse ki Türk olduğum için dili biliyordum ama yine de bunun nasıl mümkün olduğunu anlayamıyordum.
Araştırmaya başladım. Televizyonda haberleri açtığımda gerçeği öğrendim. Herkes bir gece aynı filmi izlemiş. Bu film Türkçeyi çok iyi öğretiyormuş. Ben de izlemiştim ama böyle bir sonuç doğuracağını bilmiyordum.
Dışarı çıkıp insanları dinledim. Türkçe güzel bir dil. Doğru ve nazik kullanıldığında gerçekten etkileyici ancak her dilde olduğu gibi Türkçede de kötü ve kırıcı kelimeler var. İnsanlar bu kelimeleri kullanırsa dil güzelliğini kaybeder. Neyse ki o filmde kötü kelimeler öğretilmemiş ama yine de bu kelimeleri bilen insanlar var. Eğer birbirlerine öğretirlerse dünya yeniden karmaşaya sürüklenebilir.
Kötü kelimeleri kullanmayın demek bile bazen ters etki yaratabilir çünkü bilmeyen biri merak edip araştırabilir. Bu yüzden ne sürekli hatırlatmak ne de tamamen görmezden gelmek çözüm gibi duruyor. Belki de yapabileceğimiz tek şey sabretmek ve insanların dili iyi niyetle kullanmasını umut etmek.
