Zaman Şaşması

Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa baktığımda açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve oradan uzaklaşmak istedim. Fakat kar fırtınasına karşı yürümek neredeyse imkânsızdı. Buna rağmen fırtınaya karşı evime doğru yürüdüm. Sonunda sıcacık evime varmıştım. Ama ev de karanlıktı çünkü ışıklar kapalıydı. Işığı açmak için anahtara yöneldim. Hay aksi! Elektrikler kesilmişti. Kendime bir bardak süt aldım, kitabımı ve gece lambamı da yanıma alıp yatağımın içine sokuldum. Saat daha öğleden sonra birdi fakat etraf karanlıktı.

Telefonumun şarjı çok az kalmıştı şarj da edemiyordum. Fakat merakıma yenik düşüp arkadaşlarımı aramaya karar verdim. En az üç arkadaşımı aradım fakat her zamanki gibi hiçbiri açmadı. Cevap alamayınca kitabımı okumaya geri döndüm. Kitap okurken uyuyakalmışım. Tatlı uykumdan beni gözüme giren o parlak ışık uyandırmıştı. Gece üçte hava nasıl aydınlık olur, anlayamamıştım. Sonunda neler olduğunu kavradım: Gündüz ve gece birbiriyle yer değiştirmişti. Nasıl akıl edememiştim bunu, diye dertlenecektim; bunu genelde sadece yağmur yağdığında dizleri ağrıyan teyzeler yapar. Her neyse, konu bu değil. Ben horul horul uyurken elektrikler de gelmiş sonunda. Hemen telefonumu şarja taktım. Karnım da zil çalıyordu. Yiyecek ne var, merak ettim ve mutfağa koştum. Buzdolabında klasik kaşar peyniri, biraz çikolata, zeytin ve can dostum kruvasan vardı. Kruvasan ve biraz peynirle karnımı doyurdum.

Evde boş oturmak çok sıkıcıydı. O yüzden televizyon izlemeye karar verdim. Ama kumanda çalışmıyordu çünkü pili bitmişti. Bunu bahane edip dışarı çıktım. Boston’da hayat neredeyse durma noktasındaydı: karlı ve buzlu… Kaldırımda aniden durdum ve bir şey fark ettim. Amerika’daydım. Saat farkı çok fazlaydı. Ben de Amerika’nın değil, Türkiye’nin saatine bakıyormuşum. Parçalar şimdi yerine oturmaya başladı.

(Visited 3 times, 1 visits today)