Bazı anılar vardır; üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin insanın içinde sessizce yaşamaya devam eder. Benim unutmak istemediğim anı, bir yaz akşamı deniz kenarında yaşadığım sade ama derin bir andır.
Güneş batmak üzereydi. Gökyüzü turuncu ve pembe renklere bürünmüş, deniz ise bu renkleri saklamak ister gibi usulca dalgalanıyordu. Ayakkabılarımı çıkarıp kumlara bastığımda, günün yorgunluğu ayaklarımdan başlayarak yavaşça dağıldı. Yanımda sevdiğim insanlar vardı; konuşmalarımız sakin, gülüşlerimiz içtendi. Kimse acele etmiyor, zaman kimseyi kovalamıyordu.
O an fark ettim ki mutluluk her zaman büyük olaylarda gizli değildir. Bazen sadece bir gün batımını izlemek, rüzgârın yüzüne dokunuşunu hissetmek ve sessizliğin içinde güvende olmak yeterlidir. Telefonlar sustu, planlar unutuldu. Geriye yalnızca o an kaldı.
Gece çökerken denizin sesi daha da belirginleşti. İçimde tarif edemediğim bir huzur vardı. Sanki hayat, kısa bir süreliğine de olsa, olması gerektiği kadar basitti. O anı özel yapan şey mükemmel olması değil; gerçek ve samimi olmasıydı.
Bugün ne zaman yorulsam ya da kafam karışsa, gözlerimi kapatıp o akşamı hatırlarım. Çünkü bazı anılar insana yol gösterir ve kaybolduğunu sandığı anda onu yeniden kendine getirir.
