1 NİSAN

“O zamanlar Fransa’da yaşayan normal bir adamdım. O gün büyük babamın evine gitmiştim. Büyükbabam bana gençliğinde yaşadığı bir macerayı anlatıyordu. Bende torunlarıma anlatmak için Bir hikaye bulmalıyım diye düşündüm ve bir macera aramaya başlayacaktım fakat elimde neyden başlayacağım için bir ipucu bile yoktu. Sonunda dedemin yaptığı şeylerden bazılarını yapabilirim diye düşündüm. Hemen listeye başladın. En başta kendi gününü yarat yazıyordu. Tabii ilk nasıl bir gün yapabilirim nasıl yeni bir gün yapabilirim derken aklıma köpekbalıkları ile yüzme günü geldi. Ama bunun için birkaç deney faresine ihtiyacım vardı. Aklıma birkaç kişi geldi. Bunlar : Annem babam, arkadaşlarım ve daha bir sürü başka kişi. Fakat ben onları tanıyordum. Bana tanımadığım insanlar lazımdı. Bunun için sokakta bir kampanya başlattım. Bir gün ünlü biri benim kampanyamı çok beğenmiş olmalı ki bana kampanyama katılıp katılamayacağını sordu.   Şansıma bir sürü insan o adam sayesinde kanpanyam katıldı. O kadar çoktular ki ünlü insanlar röportajları  Fakat o zamanlar Paris’te devletten izin almadan kampanya kurmanın yasak olduğunu unutmuş olmalıydım ki bir gün kampayamın başına geçmiştim ki polisler beni durdurdu. Bana karakola onlara eşlik etmem gerektiğini söylediler. Bende onlara tuvalete gidip gidemeyeceğimi sordum. Planım tuvalete giderken kaçmaktı. Polislerde bana tamam dediklerinde benden daha mutlusu yoktu. Kendi evimi gördüğümde sevindim. Fakat evin içine bile girmedim. Arabama doğru koşuyordum. Bir anda anahtarların görünce çok sevindim. Arabama atlayıp yola çıktım. Birkaç kilometre sonra fikirleri değerlendirdiğim yere geldim. Buraya gelince aklıma hem polisten kaçmam hem de hala bir gün bulmam gerekiyordu ve gün tükeniyordu. Ben önceliği kendi günümü bulmaya vermiştim. Fakat artık yeni fikir üretmem imkansız gibi bir şeydi. Bu yüzden bana verilen fikirleri kullanmalıydım. Bir tane fikir çok hoşuma gitmişti galiba onu kullanacaktım ki aklıma son bitmemiş fikri veren kişi gelmişti küçücük bir kız çocuğu. O anda kalbi sızlamaya başladı. Daha kızın verdiği fikri bile yazamamıştım. Bunun benim için tek bir çözümü geldi. Her sokağın kapısını teker teker kapılarını tek tek çalıp o evde o kız var mı yok mu kontrol edecektim. Bir sürü evden kovuldum ve azarlandım fakat sonunda o kızı buldum. Kız bana ‘ Niye şaka günü yapmıyorsun dedi.’ Bu gerçek anlamda duyduğum en iyi fikirdi. Sonunda arabaya atladım ve hop hop dur. Ben oraya gidemezdim. Bu yüzden kıza döndüm ve onun anne ve babasından zor da olsa izin alınca bizim gitmemize izin verdi. Önce kız vermesi gereken fikri verdi ve bende onu evine bırakınca polislere teslim olduğumu söyledim. Bundan bir kaç ay sonra bana bir posta geldi. Bu mektupta o küçük kız yazmıştı. Bana fikrinin kabul edildiğini söyledi.

(Visited 9 times, 1 visits today)