Mars’ta yaşamaya alışmakta zorlanıyorum. Buradaki en büyük zorluk, yerçekiminin Dünya’dan çok daha düşük olması. Yürümek zor ve hareketlerim oldukça yavaş. Bunun dışında, atmosferin oksijen oranı çok düşük olduğu için sürekli olarak oksijen tüplerine bağlı kalmak zorundayım. Ayrıca, su kaynakları oldukça sınırlı. Su üretimi için sistemleri sürekli olarak kontrol etmemiz gerekiyor.
Elektrik ve enerji kaynakları da büyük bir sorun. Güneş panelleriyle elde edilen enerji yeterli olmuyor, bu yüzden yedek güç sistemlerini sürekli çalıştırmak zorundayız. Mars’ta yaşamı sürdürebilmek için toprağa ve tarıma yönelik çalışmalar yapıyoruz. Yediğimiz gıdaların çoğu, biyolojik olarak yetiştirilen bitkilerden sağlanıyor. Ancak iklim çok soğuk ve rüzgârlı olduğu için dışarıya çıkmak oldukça zor.
Bu zorlukların üstesinden gelmek için ekip arkadaşlarımla birlikte çok çalışıyoruz. Yenilikçi çözümler buldukça moralim yükseliyor, ancak Mars’ta hayatta kalmak hâlâ büyük bir mücadele. Bugün ekip arkadaşlarımla birlikte Mars’ta su kaynağı bulmak için bir keşfe çıktık. Bir miktar su bulmayı başarsak da, elimizdeki bitkileri yetiştirmeye yetecek kadar değildi. Burada hayatta kalmak giderek zorlaşıyor; kaynaklarımız tükenmeye başladı. Ancak bitkilerimiz nihayet meyve verdi.
Mars’ta atmosferin olmaması, tarım için büyük bir dezavantajdı. Fakat bu sorunun üstesinden gelmeyi başardık. Karşılaştığımız tüm zorluklara rağmen hayatta kalmak için mücadelemiz devam ediyor.
