Damla, her şeyini tam zamanında yapan bir kızdı. Çok dakikti. Ödevlerini zamanında yapar, derslerine yetişir, arkadaşlarını tam saatinde görürdü. Hiçbir yere geç kalmazdı. Her zaman annesinin dediği işleri söylediği zamanda yapardı. Zaman onun dostuydu, çünkü Damla her şeyi planlardı. Bu özelliğini arkadaşları da çok iyi biliyor ve seviyordu. Onu örnek almaya çalışıyorlardı.
Bir gün her şey değişti. Damla, gece alarmını kurmayı unuttu. Sabah uyandığında çok geç olmuştu. Kahvaltıyı kaçırdı, okula geç kaldı, ödevleri zamanında teslim edemedi. O gün hiçbir işini yetiştiremedi. Arkadaşları da bu durumla dalga geçti. Damla çok üzülmüştü, nasıl bir anda her şeyin böyle değiştiğini anlayamadı.
Sonraki günler de böyle geçti. Damla, ne kadar çabalasa da hep geç kalıyordu. Zamanı eskisi gibi kontrol edemiyordu. Ödevleri birikti, arkadaşlarıyla görüşemedi. Ne kadar çok çabalasa da eski haline bir türlü dönemiyordu. Adeta zamanın kölesi olmuş gibiydi, oradan oraya savruluyordu. Artık arkadaşlarıyla olan bağlarını da kaybetmişti. Hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Zaman artık Damla’yı yönetiyordu. Zamanı yönetemeyen, sonunda zaman tarafından yönetilir.
