Ülkeler, miraslarını koruyabilmek için iki farklı yöntem seçebilir. Birincisi turizmi teşvik ederek, ikincisi ise kültürel mirasları koruma altına alarak halktan uzak tutmak. Bence ikisi de mantıklı yöntemler.
İki yöntemden ilki olan turizmi teşvik etmenin hem iyi hem de kötü yanları var mesela turizm, bir ülke için ekonomik fayda sağlayabilir ancak bunun yanında kültürel mirası aşırı kalabalıklaştırabilir ve tahrip edebilir. Özellikle tarihi ve kültürel alanlar yoğun turist akışına maruz kaldığında, fiziksel yapılar bozulabilir. Pozitif yanları: farklı şehir, ülke ve hatta aynı şehirden gelip kültürel mirasları gezip görmek isteyen insanlar hiçbir yeri kirletmeyip zarar vermeden gezip o yere ait şeyleri öğrenebilir, aktiviteler yapabilir ve orayı kirletmez ayrıca oraya ait bir şeyler öğrenip ekstra dikkatli olabilirler fakat bazı insanlar ise oralara çöp atabilir, kirletebilir ve o yeri bozabilir. Bu nedenle herhangi bir yer tehlikeye atılabilir. İkici yöntemde olduğu gibi kültürel mirasları koruma altına alabiliriz ama bunun da hem pozitif hem de negatif yanları var. Örnek olarak kimse o bölgeye gidemeyeceğinden turistler çok fazla olmaz. Ayrıca tarihi bölgelerimiz ve doğal güzelliklerimiz ülkemizin kimliğini belirler bu yüzden hiçbir unsurumuz kaybolmaz. Negatif yanlar ise kimsenin orayı gezip göremeyeceği için tarihi bölgelerimiz ve doğal güzelliklerimiz sır gibi saklanır ve kimse oralar hakkında bilgi sahibi olamaz.
Bu nedenle iki yöntemin de kötü yanlarını yaşamak istemediğimizden her şeyi dengeleyip tarihi bölgelerimiz ve doğal güzelliklerimizi kirletmeyip bozmamalıyız.
