Bir gün okuldan geldim, yemeğimi yedim. Sonra ailemle Mısır tarihiyle ilgili bir filim izlerken koltukta uyuyakaldım. Rüyama kim geldi tahmin edebilir misiniz? Kleopatra.
Kleopatra geçmişten geldiği için şuan ki dünyayı tanımıyordu. Ona her yeri gösterdim, müzeler, marketler… Onu süt müzesine götürdüm. Sütten yapılan ürünlerin bu kadar fazla olmasına çok şaşırdı. Çeşit çeşit peynirler, Ezine, tulum, kaşar, Krem peynir, labne, parmesan say say bitmez. Müzede tadına da bakabildi ürünlerin. Yoğurt çok değişik geldi ‘Keşke bizim zamanlarda da böyle güzel bir şey olsaydı, hiç böyle lezzetli şeyler yemiyoruz çok şanslısınız dedi. Benim de en sevdiğim şeyin yoğurdun kaymağı olduğunu ona itiraf ettim.
Kleopatra’ya sorular sordum beraber gezerken. Sizin yaşadığınız yerlerde böyle müzeler parklar var mı? Hayır yok, henüz. Mısır tarihi benim dönemimden sonra iz bırakan yapıtlar yapacak. Piramitler mi? Evet ta kendisi. Doğrusu ben de gidip görmek isterim Piramitleri çok ilginç görünüyor. Bir gün beni de götürür müsün? Evet tabi ki. Sizin zamanınızda bilgisayar var mıydı? Biz artık birçok işimizi bilgisayarlar sayesinde yapıyoruz. Bilgisayar ne işe yarıyor? dedi Kleopatra. Bilgileri saklamak, göndermek ve farklı uygulamalar kullanarak hayatımızı kolaylaştırmak için tasarlanmış. Vay canına biz bir mesajı aylarca habercilerle iletiyoruz, çok uzun bir süre alıyor. Çok şanslısınız.
Birden bir ses duydum, hadi yatağına diye. Kleopatra gitmişti. Ne güzel bir rüyaydı, belki yine gelir rüyama Kleopatra. Hemen gözlerimi kapatayım. Tekrar uykuya daldım.
