O SABAH

Bu sabah gözlerimi açtığımda kendimi her zamankinden biraz daha yorgun hissediyordum. Aslında iyi uyuduğumu düşündüm. Kendimi zorlayarak yataktan kalktım. Annemle karşılaştım. Bana her sabahki güzel gülümsemesiyle “Günaydın” dedi. Ben bir anda donup kaldım. Duyduğum bu sesin yanında “Kahvaltıda ne hazırlayayım?” diye sordu sandım ve ben “Tost yerim.” dedim. Annem de “Oğlum, ben de tam aklımdan bunu geçiriyordum.” dedi. Kahvaltıya oturduğumuzda kafamın içinde karışık sesler vardı. Her baktığım aile bireyinin adeta aklından geçenleri duyuyordum. “Çok karışık ve gürültülü bir sabah.” diye düşündüm.

Okula girdiğimde ise durum daha da karışık ve gürültülü olmuştu. Başa çıkması zordu ama fark ettim ki ben düşünceleri okuyabiliyorum. Aklıma çok iyi bir fikir geldi. Sınıfa gittim, arkadaşlarımla hemen iddiaya girdim. Hepsinin tuttukları sayıları rahatlıkla söylüyordum, bu çok keyifli olmaya başlamıştı. Herkesin hakkımda düşündüklerini okuyabiliyordum… Başım çok ağrıyordu, adeta kafamın içinde elektrik süpürgesi çalışıyor gibiydi. Az sonra basketbol maçına girecektik ve kafayı toplamak oldukça zorlaşmıştı. Sonra bu yeteneğimi takımım için kullanabileceğimi düşündüm. Maça girdiğimde, karşı takımdaki tüm sporcuların hamlelerini önceden bilebiliyordum. Yine de bir süre sonra artık keyif almamaya başlamıştım. Maçı kazandık tabii ki bir kahraman edasıyla okulumuza döndük.

Kendimi bitkin hissetmeye başlamıştım, kimsenin düşüncelerini okumak istemiyordum, bu beni çok yormuştu. Göz kapaklarımı artık açık tutamıyordum, kulağımdaki uğultu azalmıştı. Arkadaşımın “Efe!” sesiyle uyandım. Sessizlik vardı. Arkadaşım “Sanırım uyudun, hadi kalk.” dedi ve mutluydum çünkü artık düşünce okuyamıyordum. Her şey eski haline dönmüştü. Bu yeteneğin gitmesine biraz üzülsem de sürprizlerle yaşamak çok güzel, olduğum gibi mutlu olduğumu anladım ve bu uzun günün bitmesine sevinerek evime döndüm.

 

(Visited 7 times, 1 visits today)