Zihin okumak mı? Evet, imkânsız ama hayal etmek imkânsız değil. O yüzden biraz hayal kuralım. Ben zihin okuyabilseydim kuşların, köpeklerin, böceklerin ve arkadaşlarımın zihinlerini okurdum galiba. En çok da yeni tanıştığım kişilerin zihinlerini okumak isterdim ama karşımdaki kişinin bunu bilmesini istemezdim, çünkü olayın sihri bozulurdu.
Zihin okumak istememin asıl nedeni, insanların benim için düşüncelerine göre davranması değil. Asıl nedeni; önemli dostluklar oluşturmak, değerli ve kıymetli insanlarla tanışmak, bana göre anlaşabileceğim, tartışmayacağım, zorluk çekmeyeceğim kişilerle vakit geçirmek. Bazı insanlar kendilerini değiştirmeye o kadar takmışlar ki kendilerini unutmuşlar. Oysa değerli olan, kendimiz olmak ve bizi biz olarak kabul eden insanlarla birlikte olmaktır. O zaman hayat neşemiz artar ve kaliteleşir. Önemli olan bu değil mi?
Asıl konumuza dönersek, insanların aklından o kadar düşünce geçiyor ki merak etmemek imkânsız. Doğallığımızdan gelen merak duygusu sayesinde bu konu hakkında çok düşünüyoruz. Aslında bu merakı engellemek de bir hayli zor olmalı. Şimdi hayal kurmaktan çıkalım ve gerçekliğe dönelim. Evet, filmlerde veya dizilerdeki süper kahramanlar gibi zihin okumak diye bir şey yok. Ama tahmin etme yeteneğimiz var. Onu da farkında olmadan yapar beynimiz.
Örneğin, hayatının her döneminde yanında olan birinin alışveriş merkezine gidince ilk olarak hangi mağazaya uğrayacağını tahmin edebiliriz. Bu da zihin okumaya girmez mi? Veya sürekli takıldığın, hayatındaki kişilere benzer biriyle aynı düşünmez misin? Çünkü hayatımızdaki kişiler ve ortamlar belirler bizim ne düşündüğümüzü. Başta demiştik ya “Zihin okumak imkânsız.” diye… Şimdi bakıldığı zaman o kadar da imkânsız değilmiş.
