Gizemli Işık

Her şey, o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. Su’nun odasını aydınlatan bu ışık sanki göklerden geliyordu. Daha saat gece on iki olmasına rağmen ortalık gündüz gibi aydınlıktı. Işığı ilk gördüğünde gözleri kamaşmıştı ancak şimdi odasında olduğunu net bir şekilde görebiliyordu.

Bir anda kendini bir arabanın içinde buldu. Fakat arabayı süren ne annesiydi ne de babasıydı. Dikkatlice baktığında, direksiyonun başında kimsenin olmadığını fark etti. Ardından en korkutucu şey oldu: Araba bir uçuruma doğru hızla ilerliyordu. Bu korkuyla bir anda bayıldı.

Gözlerini açtığında kendini bir denizin ortasında buldu. Hemen kapının kilitli olup olmadığını kontrol etti. Şanslıydı; kapıyı açabildi. Denizde yüzmeye çalıştı ama su çok derindi. Nefesi yavaş yavaş tükeniyordu. Sonunda güçlükle yüzeye çıktı.

Etrafına bakarak kara aradı, uçurumdan tekrar tırmanıp tırmanamayacağını düşündü. Uçurumun altında yüzerken tutunabileceği bir yer buldu. Yardım istemek için bağırdığı sırada bir ses duydu:
“Yaaaardım!”

Tam o anda gözlerini açtı. Sabah olmuştu. Kahvaltı yaptıktan sonra rüyasını ailesine anlattı ve okula gitti. Öğlen onu almaya babası gelmişti. Gününün nasıl geçtiğini anlattı. Babası ödevi olup olmadığını sordu; ödevi olmadığını öğrenince akşam ailecek sinemaya gittiler.

Film sırasında Su, rüyasında yaşadıklarının bu filmin fragmanına çok benzediğini fark etti. Büyük ihtimalle izlediği fragman rüyasına girmişti.

(Visited 2 times, 1 visits today)