Duyguların Gökkuşağı

Ben Umut.

Size Avustralya’da yaşadığım, oldukça tuhaf bir günü anlatmak istiyorum. O günün sıradan bir gün olacağını sanıyordum. Ta ki annem beni arayana kadar… Annem telefonda, şaşırtıcı bir sakinlikle kardeşimin bacağını kırdığını söyledi. Durumu aslında ciddiydi ve normalde üzülmem gerekirdi. Ancak garip bir şekilde ne annem ne de ben üzgün hissediyorduk. İçimde bir üzüntü olması gerektiğini biliyordum fakat sanki bu duygunun ortaya çıkmasını engelleyen görünmez bir durum vardı. Bunun olağan olmadığını hissediyordum.

Annemle konuştuktan sonra arkadaşım Gizem’le buluşmaya gittim. Gizem genellikle sessiz ve üzgün bir kızdır. Ancak o gün onu beklenmedik şekilde mutlu gördüm. Nedenini sorduğumda, kendisi de bu mutluluğun nedenini bilmediğini söyledi. Ben de ona kardeşimin yaşadıklarını anlattım. Normalde üzücü olan bu duruma o da sevinçle tepki verdi. Bu durum beni daha da şaşırttı. Mutluluk dışında hiçbir duyguyu hissedememek tuhaf ve rahatsız ediciydi.

Kendi kendime, “Bu işte kesinlikle bir gariplik var.” diye düşündüm. Kafeden çıktıktan sonra neşeyle yürürken, genelde çok sinirli olmasıyla tanınan Ayten teyzenin evinin önünden geçtim. Şarkı söylediğim için kızacağını düşünürken onu camın önünde çiçeklerine sevgiyle konuşurken gördüm. Ayten teyzenin bile bu kadar mutlu olması, yaşananların sıradan olmadığını iyice ortaya koyuyordu.

Kuşlar neşeyle ötüyor, kediler bile sanki gülümseyerek miyavlıyordu. Tüm evren yalnızca mutluluk duygusuyla dolmuş gibiydi. O ana kadar insanların tek isteğinin mutlu olmak olduğunu sanırdım. Ancak başka hiçbir duyguyu hissedememek beni zorlamaya başlamıştı. Aklımda kardeşimin kırık bacağı vardı ama içimde yalnızca mutluluk hissi bulunuyordu. Bu çelişki beni düşündürdü.

Bu düşüncelerle eve gidip yattım. O an anladım ki her duygunun kendine özgü bir anlamı ve değeri vardır. Duygular da tıpkı renkler gibidir. Nasıl ki gökkuşağını tek bir renkten oluşmuş hayal edemiyorsak, hayatı da tek bir duyguyla yaşamak mümkün değildir.

(Visited 2 times, 2 visits today)