GERÇEK KEŞİF

Bugün arkadaşlarımla bir keşfe çıkacaktım. Yerimiz ormandı ama benim bir şartım vardı. Eğer yılan görürsek geri dönecektik. Buna rağmen gelmeye cesaret ettiğim için kendimle gurur duyuyordum. Hem arkadaşlarla yapılan bir gezi her zaman daha eğlencelidir.

Yola çıktığımız anda macera başlamıştı bile. Rengârenk çiçekler gördük. İlerledikçe nehirler, dağlar ve küçük şelaleler karşımıza çıktı. Doğa sanki bize en güzel yüzünü gösteriyordu ama bizim asıl amacımız nadir bulunan su çiçeğini bulmaktı.

Bir süre sonra fark ettik ki hepimizin telefonunun şarjı bitmişti. Kimse kimseyi arayamıyordu. Aslında bu hoşuma gitti. Çünkü normalde herkes telefona bakardı; şimdi ise gerçekten anı yaşıyorduk.

Tam heyecandan çığlık atacaktım ki “Bence bu harika yerlerde bir ipucu var.” dedi Mina.
“Aslında evet, dikkatli bakınca anlaşılıyor.” dedi Sera.

Herkes bir ipucunu aklında tuttu. Sonra sırayla düşündüklerimizi söyledik. Parçalar birleşti, adeta bir yapboz çözülür gibi. Bizi eski, kocaman bir sandığa götürdü.

Sandığın içi toprakla doluydu. Toprağın üstünde ise aradığımız su çiçeği vardı.

Herkes “Hadi alalım, ne bekliyoruz?” dedi.

Ben durdum. “Bence burada, yuvasında kalmalı.” dedim.

Bir an sessizlik oldu. Sonra hepsi bana baktı.
“Haklısın.” dediler. “O burada kalmalı.”

O an anladım ki keşif sadece bulmak değildir. Bazen korumaktır. Bazen dokunmadan hayran kalmaktır.

Sonra geldiğimiz yolu geri döndük. Elimiz boştu belki ama kalbimiz doluydu ve bence bu, bulduğumuz en değerli şeydi.

(Visited 3 times, 1 visits today)