“Bir hayvanın dostluğu tonlarca ilaçtan çok daha şifalıdır.” Birini sevip onu korumak istediğimiz bizi güçlü kılar. Normalde korktuğumuz şeyleri yapma cesareti buluruz. Sevmek ve sevilmeyi karşılıklı olarak en kolay öğreneceğimiz canlılar hayvanlardır. Çünkü onlar sanki bu dünyaya sevgi dağıtmak için gelmişlerdir. Bir kargaya yardım ettiğinizde size mutlaka çalı, çırpı hediye eder. Ya da sırf başını okşadınız diye yol boyu size eşlik eden bir köpeğe mutlaka rastlamışsınızdır. Bununla beraber bazı insanların hayvanlara olan yaklaşımı sadece sömürülecek bir kaynaktan öteye gitmiyor. Dünyaya yararından çok zararı dokunan insanoğlu, doğasının dışında davranmayan, her zaman doğanın dengesindeki yerini bilip, bu dengeyi adeta koruyan hayvanlara da zarar veriyor.
Öncellikle, Hayvanları Koruma Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır. Hayvanları koruma, onlara eziyet edilmesini önleme bizim kültürümüzün de bir parçasıdır. Aslında bu kanunun Hayvan Hakları Kanunu olarak değiştirilmesi için en büyük sebepler: Hayvanların artık eşya, mal olarak değil canlı olarak tanımlanması gereksinimi ve onlara karşı işlenen suçların Türk Ceza Yasasına göre cezalandırılmasının gerekliliği. Mevcut yasa da hayvanlar sahipli, sahipsiz hayvan olarak adlandırılırken, yeni yasada hayvanların dört gruba ayrılması bekleniyor. Bu gruplar: Ev hayvanı, çiftlik hayvanı, şehir hayvanı, yabani hayvan.
Hayvan Hakları Kanununda yürürlüğe girmesi gereken maddeler: Petshoplarda akvaryum balıkları, kafes kuşları ve küçük kemirgenler dışında hayvan satışı yasaklanamalı. Kara ve su sirkleri 1 yıllık süre içerisinde tasfiye edilmeli, bulundurulan hayvanlar rehabilitasyon sürecine alınıp, doğaya salınmalı. Evde beslenecek hayvan sayısına yönelik kıstas kaldırılmalı. Tüm sokak hayvanları ve ev hayvanlarına mikroçip zorunluluğu getirilmeli. Hayvanlara karşı işlenen tüm fiziksel ve ruhsal şiddetin cezaları hapis cezaları başta olmak üzere ağır cezalara dönüştürülmeli, bu eylemlerin hayvan bakımıyla sorumlu görevlilerce işlenmesi halinde cezalar en az yarı oranında arttırılmalı. Sokak hayvanları aşılanmak, kısırlaştırılmak ve gerekirse rehabilite edilmek için bakımevlerine alınacak ve eski kanun uygulaması olarak alındıkları yerlere bırakılmalı. Deney sözcüğü kanunda geçmemeli. Hayvanlar dizilerde, filmlerde vb. yerlerde psikolojini bozabilecek, fiziksel zararlar doğurabilecek şekilde çalıştırılamamalı (gömülen köpek, setlerde kullanılıp terk edilen atlar). Hayvan dövüşleri tamamen yasaklanmalı. “Süs hayvanı” terimi kalkmalı, rehabilitasyon tanımı yapılmalı.
Söz konusu kanun ile hayvan hakları ihlallerinde verilen cezalar, idari para cezasının ötesine geçemiyor. Her ne kadar türk ceza kanunu’nun “mala zarar verme” başlıklı madddeleri gereğince “sahipli hayvan öldüren” kişiye üç yıla kadar hapis cezası hükmedilebileceği belirtilsede maalesef durum bu şekilde. Eğer hayvanlar için daha güvenli bir ortam yaratmak istiyorsak, Hayvan Hakları Yasası geliştirilmeli ve tekrardan yeni maddeleriyle yürürlülüğe girmeli…
