Ahmet, her zamanki gibi sıradan bir günde okula gidiyordu ya da sıradan olduğunu düşünüyordu. Ancak o gün diğer günlerden çok farklıydı; bunu ne Ahmet ne de başkaları biliyordu. Ahmet, okul yolunda yürürken karşısına bir anda sihirli bir kapı çıktı. Kapının üzerinde büyük harflerle şu yazıyordu: “İçeri gir ve dileğin neyse senin olsun!”
Ahmet, akıllı bir çocuktu ve hemen inanıp hareket etmedi. Bu durum ona biraz tuhaf geldi. Kapıyı görmezden gelip yoluna devam etti ve okula gitti. Günün sonunda eve döndüğünde, babasını gazete okurken buldu. Ahmet’in gözü hemen gazetenin başlıklarına kaydı. Manşette, bir çocuğun sihirli bir yere girip kaybolduğu yazıyordu. Ahmet, yaşadığı olayı hemen annesiyle babasına anlattı. Annesi ve babası, oğullarının bu kadar dikkatli ve akıllıca davranmasından gurur duydular. “Eğer o kapının içine girseydin, başına kötü şeyler gelebilirdi.” dediler.
Ertesi sabah, Ahmet yeniden okula giderken kapının yerinde olmadığını fark etti. Anlaşılan o ki sihirli kapı, insanları kandırmanın yanlış olduğunu anlamış ve oradan gitmişti.
