Her insanın zekâsı kendi başarılı olduğu alanda çalışır. Bu da onların başarılarının ve çalışma isteklerinin farklı alanlarda olacağını gösterir. Mesela matematikte daha becerikli olan birinin tarihteki konulara olan çalışma isteğindense matematiğe çalışma isteği, matematikle ilgili bir alanda ilerleme ihtimali çok daha fazla olacaktır. Çalışma isteği, bir işin daha doğru ve daha profesyonel yapılması demektir. Bir işte kopyadan, herhangi bir eşitsizliğe yol açacak bir yöntemden yararlanmaktansa; insanın kendi el emeğiyle o konudaki başarıya varma isteğinin artması demektir. Buna “liyakat anlayışı” denir. İnsanların adaletli bir şekilde geldiği nitelikliliğe göre değerlendirilmesi. Peki, neden sadece adaletle varılan başarı liyakat anlayışıdır? Bu nitelikler sadece insanın belirli seviyeye geldiği konuyu mu etkiler, yoksa bir konuda insan olgunlaştıktan sonra bu olgunluk spesifik bir konu yerine tüm hayatına mı yansır?
Liyakat, bireyin sergilediği çabanın sonucu sahip olduğu yetenekleri kullanarak bir başarıya ulaşmayı sağlar. Yani anlaşılacağı üzere, kişi bir başarıya anında, başarıya ulaşmak için başladığı yolun daha başındayken ulaşamaz. Biraz-hatta çokça- çaba, konuda belirli bir seviyeye ve belirli bir olgunluğa gelinmesi şarttır ki bu olgunluk/niteliklilik sonucunda bazı yetenekler elde edilsin ve elde edilenler kullanılarak o başarıya varılsın. Aslında bu “başarıda” izlenen yol, başarının liyakat anlayışına katılıp katılmadığını belirler. Kişi kendi emeğiyle, çabalayarak, çalışarak, başta hatalar yaptıkça kendine göre olan doğru yolu bularak ve en önemlisi; yolun sonunda kendine en ufak bir şey bile katabilmişse bu liyakat anlayışına girer. Kişinin niteliği bu başarıya göre değerlendirilmeli demektir. Bu seçeneklerin hiçbiri gerçekleşmeden insan bir yere gelmişse, bu liyakat değildir. Dolaylı olarak liyakat anlayışı, hatta başarı bile değildir. Kişi bu işi doğru şekilde ve kendine bir şey katarak mı yapmış ki bunu onun niteliği olarak değerlendirelim? İnsan kendine bir şey katmamışsa, karakterde herhangi bir değişiklik olmamışsa neden olmuş gibi davranalım ki? Biri o şeyi başarmışsa da kendine bir şey katmamış olduğu için aslında başarmış olmuyor. Sonuçta kendine olan bir artısı yok. Bu durum için aslında birkaç ihtimal var. Kişi ya bu işi kolay yoldan yapmış(?), ya kolay bir iş yapmış ya da daha bu işten ders çıkaramadığı için kendisine katabileceklerinin daha farkına varmamıştır. İş kolay yoldan yapılmışsa bu bir başarı değildir bile. Başarı zaten insanın kendini bir seviyeye getirerek bir sonuca varması demektir. Kolay yoldan yapmak bir seviyeye gelmemek demektir. Kolay iş yine aynı şekilde oluyor. Kendisine bir artısı olmayacak bir iş yapılması bir başarı sayılmamalı. Sonuçta bir çaba yok. Buradan çıkarılabilecek tek sonuç o kolay işin insana bir şey katmayacak olmasıdır. Ama son ihtimal bence insanı olgunlaştırabilecek tek seçenek olsa da en kötü ihtimal. Çünkü kişi daha neyi neden yaptığının, kendiyle ilgili neleri geliştireceğinin farkında bile olmadan işe plansızca atılmış demektir. Bu durumu artıya çevirmenin tek yolu farkındalık ve ders çıkarabilme yeteneğidir. Farkındalık ve ders çıkarabilme yeteneği ise belirli bir düzeyde olgunluk ister. Eğer bir olaya daha farkında yaklaşıp oradan kendine katabilecek bir şeyler kapıyorsan aynı zamanda ders çıkarma becerisini de kapmışsın demektir. Birey ders çıkarabilme becerisine sahipse neredeyse her konudan ders çıkarabilir, başka olaylardan nasıl ders çıkaracağını yine ders çıkararak öğrenmiş; etrafındaki olayları daha çabuk fark edebilir demektir. Mademki her konudan ders alınabiliyor, o zaman seni sen yapan başarıların (liyakat anlayışın) seni sadece başardığın konuda değil, hayatının her yerinde seviye atlatmış demektir. Sonuçta bir konudan farkındalık kapıp bunu hayatının diğer alanlarına yansıttın.
Sonuç olarak, sadece adaletle varılan başarı liyakat anlayışıdır çünkü insan adaletsizce kendine bir şey katıp seviye atlayamaz. Seviye atlanıp olgunlaşamadıkça da durum liyakat anlayışına dahil olamaz. Kazanılan nitelikler sadece insanın belirli seviyeye geldiği konuyu değil, insanın tüm hayatına yansır çünkü kişinin sahip olduğu değerler ve karakteri hem isteyerek hem de istemsizce insanın tüm olaylardaki yaklaşım ve davranışlarını etkiler. Liyakat anlayışı da kendine bir şeyler katarak kişinin nitelik kazanması demektir.
