BİR BULUT

Bir sonbahar sabahıydı. Gökyüzü gri bulutlarla kaplıydı ve hafif bir rüzgâr etrafta yaprakları uçuruyordu. Derin bir nefes alarak penceremin önünde durdum. Yağmurun başlayacağını hissetmek ve  gökyüzüne bakmaya başladım. kendi kendime düşündüm: “Eğer bir bulut olsaydım…”

Hayal kurmayı severdim. Sıradan bir günüm bile hayal gücümle heyecanlı bir güne dönüşebilirdi. İşte o an, gerçekten bir bulut olduğumu hayal etmeye başladım. Yavaşça yerden yükseliyordum. Hafif, beyaz, soğuk ve özgürdüm. Rüzgâr beni nereye isterse oraya götürüyordu.

“Bir bulut olsaydım,” diye düşündüm, “Hangi dağların üzerinden geçerdim? Hangi okyanusların üzerinde yüzerdim?” Önce küçük bir köyün üzerindeydim. Aşağıdaki insanlar, tarlalarda çalışıyor, çocuklar sokaklarda top oynuyordu. Yağmur damlalarımı bırakıp onlara şenlik getirebilirdim. Ama bir anda rüzgâr beni oradan uzaklaştırdı.

Artık büyük bir şehrin üzerindeydim. Gökdelenlerin arasında süzülüyordum. Trafikte sıkışmış arabalar, hızlı adımlarla yürüyen insanlar ve aceleci, yorgun bir kalabalık vardı. “Bu insanlara biraz rahatlama alanı getirebilirim,” dedim. Gölge oldum güneşe, güneşin kavurucu sıcaklığını biraz olsun hafiflettim.

Sonra denizin üzerine geldim. Altımda uçsuz bucaksız bir mavi su kütlesi vardı. Martılar kanat çırpıyor, balıkçılar ağlarını topluyor, bin bir balık suda yüzüyordu. Denizle oynamayı seviyordum sonuçta bir bulut olarak başlangıç döngüm ordaydı. Yavaşça yüzeye yaklaşıp suya dokunur gibi oldum. Deniz, dalgalarıyla bana karşılık verdi.

Bir süre sonra dağların üzerinden geçtim. Karlarla kaplı zirveler, ormanlarla çevrili yamaçlar vardı. “Eğer bir bulut olsaydım,” dedim, “Dağlara kar getirirdim. Nehirler taşardı, doğa canlanırdı.”

Ama her güzel hayal gibi, bu da sona ermek üzereydi. Rüzgâr beni son bir kez istediği yere götürdü ve bir yağmur bulutuna dönüştürdü. Damlalarım yavaşça yere düşerken, toprağın kokusunu hissettim. İnsanlar pencerelerinden yağmuru izliyordu. “Eğer bir bulut olsaydım,” dedim içimden, “Belki de insanlara bu huzur anını getirmek için var olurdum.”

Birden annemin sesiyle kendime geldim. “Hadi, kahvaltı hazır!” diye seslendi. Pencereden uzaklaşıp masaya oturdum. Ama bulut olma hayalim, içimde bir yerlerde yaşamaya devam ediyordu, edecekti. O günden sonra ne zaman gökyüzüne baksam, bir bulutun hikâyesini hayal etmeye devam ettim.

(Visited 13 times, 1 visits today)