Yine düşünmeden, taşınmadan hareket ettiğim günlerden birinde yolda bulduğum bir balo davetiyesi sonucu kendimi şaşaalı bir sarayın önünde buldum.Adımlarımı demir,altın kaplamalı kapıya doğru yavaş yavaş atarken neden burada olduğumu ,böyle önemli bir davetiyeyi kimin düşürebileceğini,bunun bir oyun olup olmadığını düşünüyordum.Her zaman filmlerde,hikayelerde ,gazetelerde gördüğüm sarayın şimdi tam önündeydim.Aklımda binbir senaryo dönerken kafama düşen bir tüy parçasıyla kendime geldim .Gizemli ,nur gibi bembeyaz giyinmiş bir kadının maskesindeki tüydü bu.Kafamı çevirmem ile birlikte topallayarak koştu.Kafam o kadar karışmıştı ki sorgulamaya zahmet etmedim.Acaba kral ve kraliçe herkesin bildiği gibi miydi,nasıl davranacaktım,benim varlığımı sorgulayacaklar mıydı ?..
Bunları düşünürken farketmeden balonun girişine gelmiştim bile .Ellerimin teri yüzünden sırılsıklam olmuş o süslü davetiyeyi giriştekilere uzattım.Bir saniye bile düşünmeden içeri aldılar beni.Şaşırmıştım ,böyle üst seviye bir davete nasıl bu kadar kolay girilebilirdi ki?Artık kendimi özel hissetmiyordum.Başka bir dünyada gibiydim.Perdelerin savrulmasıyla gelip giden gül ve odun karışımı bir koku ,havada asılmıştı.Ayaklarım bordo,yumuşacık halılara basarken her adımda derin bir yankı uyandıran taş zeminlerin soğukluğu ile karışıyordu.Her yerde tarihi bir ihtişam vardı.Işıltılı avizeler,elle çizilmiş vazolar,zengin kırmızı ve altın rengindeki duvarlar sarayda olduğumu habire bana anımsatıyordu.Her bir detay, bir zamanlar burada yaşamış olan insanların sanata, zarafete olan sevgisini gösteriyor gibiydi.Altın renginin miktarı,kristal avizelerden yayılan ışık,adeta renklerin dansına dönüşerek gözlerimi bulandırıyordu.
Koridorlardan geçerken dikkatimi duvarlardaki işlemeler çekti.Neredeyse her bir işleme,sarayın geçmişine dair bir mesaj veriyordu.Her bir tablo ,eşya sanki geçmişin asaletini günümüze taşıyordu .
Ve işte karşımda bilinen kraliçelerden farklı olarak gülen , tahtının üzerine zarifçe oturmuş kraliçeyi gördüm.Elbisesinin üzerindeki taşlar ,pırlantalar onun en ıraklardan farkedilmesini sağlıyordu .Gerçekten de bir rüyadaymış gibi hissediyor ,ağzımı kapatamıyordum.Çevremdeki hizmeçiler,zarifçe hareket ediyor,kraliçenin her talimatına bir gölge gibi uyuyorlardı.Kıyafetlerinin ipek kumaştan olduğu belliydi,bu kadar çalışmaya rağmen ütüsünün dahi bozulmaması beni düşündürtmüştü.Sarayın ağır havası vucüdümla birleşmişti.Bu saray,sıradan bir bina değil,bir zamanlar hükmedilen tüm toprakların ve gücün simgesiydi.Gözlerim sarayın her köşesinde geçmişi ve bugünü birleştiriyordu.
Keman ve ardından gelen orkestranın büyüleyici sesi,beni her çaldığında irite eden sabah alarmımla sona erdi.Her şeyin bir rüya olduğunu anlamak,geçmişle bugünü birleştiren bir saray yerine , bugün ile yarını birleştirecek olan okuluma gidecek olmak , beni biraz hayal kırıklığına uğratsa da arkadaşlarımı görüp onlarla rüyamı paylaşmak,onları da benim gibi uykudan uyandırmak yerine onların duygularını uyandırmak amacıyla çabucak evden çıktım.
