DEĞİŞTİREMEDİĞİN TEK ŞEY: MAZİ

Bir gün gökyüzünden mavi yerine yeşil yağmaya başladı ve her şey değişti. Bulutların ardında genç bir adam belirdi, sanki kaybolmuştu o neşeli çocukluğu, yerine eski anılara takılıp hayatını yaşayamamış biri gelmişti.

Bu bir rastlantı olamazdı, daha evvelsi gün çocukluğumun geçtiği eve gitmiştim ve orada büyük bir aile fotoğrafımızı alıp evdeki tavanıma asmıştım. Kalkıp etrafıma bakındım bir de ne göreyim! O yeşil yağmur; değdiği yerlerde yeşillikler, çiçekler, hasat edilebilecek baklagiller, sarmaşıklar ve ağaçlar yeşertiyordu. Doğa ananın bir lütfu olarak görmüştüm ilk, fakat daha dikkatli baktığımda artık yaşlı ve aksi kalbimin yerine yanımda biricik kardeşim ve güzel ailem fotoğraf çekiniyorduk.

Tabii yıl 1925’te en iyi fotoğraf nasıl çekinilirse. Şu an da günümüzün pek bir farkı yok aslında, hala 1970’teyiz daha neler bekler bizi sonuçta. Fotoğraftan sonra babam adamı ağırladı ve bizde at arabasıyla malikaneye doğru yola çıktık. Evet, o zamanlar mütevazi bir malikanede yaşıyorduk, fakat keşke ailemin de kalpleri o kadar mütevazi olsaydı. Kötülükler yapardık o zamanlar, kendilerimizinkini örtbas etmek için. Fakat hiçbir zaman iyilik yapmamaktan ve ablamın gölgesinde kalmış küçük bir şımarık erkek çocuğuydum. Oysaki 15 yaşlarımda bile aile şirketimizi babamdan çok daha iyi yönetirdim. Hesap kitapları yapar, insanların gönlünü alır, babamın ve annemin ayak işlerini yapar, ailede geri plana atılırdım. Bilirsiniz ya her varlıklı ailede olduğu gibi ben de aile reisinden sadece maddi ilgi görürdüm.

Bu aileyi değiştireceğimden emindim fakat nasıl? Bunu aramak için üvey annemle konuştum ve o da ilgilenmediğini söyledi. Tek bir çarem kalmıştı: her zaman yanımda olan en büyük ablam. Hemen yanına koşup elini tuttum fakat gözlerim karardı. Gözlerimi açtığımda ne göreyim bir adam yine fotoğrafımızı çekiyordu. Tekrar başa dönmüştüm.

(Visited 14 times, 1 visits today)