Gözlerimi açtığımda her şey çok farklıydı. İlk başta anlayamadım ama içimde garip bir boşluk vardı. Ne sevgi, ne üzüntü, ne de heyecan hissediyordum. Annem kahvaltı hazırlıyordu ama yüzünde her zamanki sıcak gülümsemesi yoktu. Babam gazeteyi okurken her zamankinden daha sessizdi. Kardeşimle göz göze geldik ama bana her zamanki gibi neşeyle sarılmadı. İçimde bir şeyler eksikti ama ne olduğunu tam olarak adlandıramıyordum.
Okula gitmek için dışarı çıktığımda durumun sadece bizim evde olmadığını fark ettim. Sokaklar her zamankinden daha sessizdi. Kimse birbirine selam vermiyor, yanından geçen insanlara gülümsemiyordu. Okula vardığımda, sınıftaki herkesin yüzü donuk ve ifadesizdi. Normalde en ufak bir olayda kahkahalar atan arkadaşlarım, sanki sadece birer gölge gibiydi. Öğretmenimiz sınıfa girdi, her zamanki gibi günaydın dedi ama sesinde hiçbir sıcaklık yoktu. Ders anlatırken bile ne bir heyecan ne de bir ilgi vardı.
Teneffüste etrafı izledim. Normalde köşede fısıldaşan arkadaş grupları, birbirlerine sarılan dostlar, koridorda koşuşturan öğrenciler vardı. Ama şimdi herkes sadece amaçsızca yürüyordu. Ne sohbet eden vardı ne de birbirini özleyen. Kavga edenler bile yoktu çünkü kimse öfke bile hissetmiyordu. Sınıfın en neşeli çocuğu bile sessizdi, çünkü mutluluk diye bir şey kalmamıştı.
Öğleden sonra eve dönerken sokaktaki insanların davranışlarını izledim. Bir çocuğun elinden dondurması düştü ama ağlamadı, sadece yere bakıp yürümeye devam etti. Bir köpek sahibinin peşinden koşmadı, sadece olduğu yerde durdu. Dükkânlardaki satıcılar, müşterileriyle tek kelime etmeden alışveriş yapıyordu.
Akşam olduğunda, bu durumun ne kadar korkutucu olduğunu anladım. İnsanlar duygularını kaybettiklerinde, toplumdaki tüm bağlar kopuyordu. Kimse kimseyi umursamıyordu. Aileler, dostlar, hatta sevgililer bile sadece birer yabancı gibi oluyordu. İnsanları bir arada tutan şeyin sevgi, dostluk, özlem, heyecan ve hatta bazen öfke olduğunu anladım. Duygular olmadan hiçbir şeyin anlamı yoktu.
Tam o anda bir şey oldu. Gözlerimi açtım ve yatağımda olduğumu fark ettim. Bu sadece bir rüyaydı! Ama bana önemli bir şey öğretti: İnsanları insan yapan duygularıdır. Eğer bir gün onları kaybedersek, geriye sadece boşluk kalır.
