Hayat, bizlere sunulan bir çok ihtimalle dolu bir yolculuk. Ancak bazı anılar var ki geri gelmesi imkansızdır. Kaçırdığımız fırsatlar, cesaret edemediğimiz adımlar ve en önemlisi , söylenmemiş sözler… zaman akarken, bu sözlerin bıraktığı ağırlık içimizde derinleşir ve birer pişmanlık olarak kafamızda yer eder.
Bezen bazen bir insana “seni seviyorum” diyemeyiz, bazen de bir özrü çok görürüz. Bazen de hayallerimize ulaşmak içn atmamız gereken adımlardan kaçarız, kimi zaman da doğru adımı atmak için en doğru zamanın gelmesini bekleriz. O doğru an hiçbir zaman gelmez ve biz sadece kaçırdığımız fırsatların ardından bakarız. İçimize bir dert düşer, pişman oluruz, keşke demenin o anlamsız kırıcılığı bizi sarar.
Oysa hayat beklemek için çok kısa . Yıllar geçtikçe farkına varıyoruz ki en büyük pişmanlıklarımız, yaptıklarımızdan sa yapamadıklarımız oluyor. Arkamıza baktığımızda , canımızı en çok yakan şey cesaret edemediğimiz sözler ve atamadığımız adımlar oluyor. Belki de bir dostluk, bir başarı, bir aşk bizi bekliyordu ama biz adım atmadığımız için o fırsatı kaçırdık.
Bir gün her şey sonlanacak, sadece içimizde kalan sözler ve yaşanma ihtimali olan anların burukluğu kalacak. Bu yüzden hissettiklerimizi açık bir şekilde ifade etmeli, korkularımızı bir kenara bırakıp harakete geçmeliyiz. Zira yaşamın en büyük dersi, zamanı asla geriye alamayacağımızı ve bazı fırsatların bir daha karşımıza çıkmayacağıdır. O yüzden cesaret ettiğimiz her an yanımıza kar kalır.
