Eğer bir kitap kendi hayatımda yapacağım bütün kararları belirleseydi bakış açısı ve mantık haritası çok geniş olan, Naoki Urasawa’nın “Monster” romanını seçerdim. Bu edebi şaheser genellikle nihilizm ve stoisizm gibi konuları ele alan ve bunları bir müzik parçası gibi kompoze eden, bir hayli ilginç hikayesi olan bir romandır. İsterseniz kısa bir şekilde hikayeden bahsedeyim.
Hikayemiz Almanya’nın Düsseldorf şehrinde geçmektedir. Hikayenin ana karakteri olan Doktor Kenzou Tenma, çalıştığı hastanedeki yüzlerce doktor arasından en başarılı beyin cerrahıdır. Nişanlısı Eva, Kenzou’nun çalıştığı hastanenin müdürünün kızıdır. Ancak bir gün, Doktor Tenma hastanede sonraki ameliyatını beklerken içeriye bir kız ve bir oğlan çocuğu getirilir. Oğlanın durumu kritiktir ve kafasından vurulmuştur. Kızın dumu daha iyi olsa da kız çok şiddetli bir mental şokun içerisindedir. Bunlar, daha sabah öldürüldükleri ortaya çıkan, milyoner Bay ve Bayan Liebert’in çocuklarıdır. İsimleri Johan(Yohan) ve Anna’dır. Tam Johan’ın ameliyatına girecekken Doktor Tenma, bir anda müdür tarafından durdurulur. Sebebi ise Başbakan’ın kalp krizi geçirdiği ve bu hastaneye getirilip acil bir ameliyat görmesi gerektiğidir. Tenma bir dilema içerisindedir. Ya Başbakan’ı kurtarır ve “Başcerrah” rütbesini sonunda elde eder ama çocuk ölür. Ya da çocuğu kurtarır ve Başbakan ölür. Tenma müdürün teklifini reddeder. Sebebi ise ilk önce Johan’ın hastaneye getirilmesidir. Tenma hızlı bir şekilde Johan’ın bulunduğu ameliyat odasına girer ve çocuğun kafatasındaki mermiyi başarı ile çıkartır. Sonraki gün, Başbakan üzücü bir şekilde ölmüştür. Bunun sonucunda neredeyse bütün suçlar Tenma üzerine atılır ve Tenma’nın cerrahlık rütbesini sonsuza kadar alırlar. Müdür, televizyonda bir özür konuşması yapar ve Başbakan’ın zaten buraya getirildiği andan beri kurtulamayacak durumda olduğunu, onu kurtarmayı denedikleri halde zaten Başbakan’ın öleceğini bildiklerini söyler. Herkes müdürü affeder ve bunun şerefine müdür bir parti düzenler. Partiye Tenma’da davet edilir. Tenma partideki herkes tarafından görmezden gelinir, zaten sebebini biliyorsunuzdur. Müdür, partiyi bir anda durdurur ve buradaki birinin “Başcerrah” rütbesine yükseltildiğini duyurur. Bunu duyan Tenma, bir anda heyecanlanır ve müdürün onu affettiğini düşünür. Ancak müdür, Başbakan’ın ameliyatına giren ve ameliyatı başarısız geçen bir adamı yanına çağırır ve onu tebrik eder. Bunu gören Tenma’nın kalbi bin parça olur. Tenma, hızlı bir şekilde partiden ayrılır ve girişte Eva ile karşılaşır. Eva’ya babasının neden ona böyle davrandığını ve onu affedebilecek bir duruma sokup sokamayacağının sorusunu sormasını ister. Ancak Eva sadece ona sinsi bir şekilde bakar ve gülümser, nişan yüzüğünü çıkarır ve sokaktaki ızgara deranjın içerisine atar, artık onu sevmediğini ve “Başcerrah” olan adam ile birlikte olduğunu belirtir. Bunu duyan Tenma’nın kalbi artık kahrolmuştur. Tenma arabasına biner ve hastaneye kadar yol alır. Hastanede iken Johan’ın bulunduğu odanın içerisine girer. Johan hastane yatağında uyurken yanına oturur. Johan’ın yanında iken bunun adil olmadığını ve bunu haketmediğini, müdür ve onun gibi insanların ölmesinin daha iyi olacağını söyler… Tabii Johan bunları duymuştur ama hala uyuma numarası yapıyordur.
Bu şaheseri herkesin okumasını ve yorumlamasını istiyorum. Benim yorumlarım şöyledir.
Hikaye: 10/10
Akıcılık: 9.652/10
Anlaşılırlık(Açıklık): 9.231/10
Derinlik: 9.992/10
Etkileyicilik: 9.897/10.
Ve… Benden bu kadar.
“İnsanlar bir araya geldiğinde nefret doğar. Bense sadece bir tutam benzin döktüm.“-Johan Liebert
Johan Galerisi:
(SAĞDAN SOLA OKUYUNUZ)




ORİJİNAL(İNGİLİZCE) DİLDE GALERİ:














Okuduğunuz için teşekkür ederim.
