Şehirde Bir Gün

Bu şehir sabahları ağır ağır uyanır.Geceden kalma sokak lambaları soluk sarı ışığını sürdürürken ,gökyüzü yavaş yavaş gri maviye döner.Binaların camlarında ilk ışıklar yanar.Şehir hala uykulu olsa da günün hareketliliği erken başlar.Apartmanların pencerelerinden kahve kokuları yükselir ,caddelerde çöp kamyonlarının sesi duyulur ,fırınlardan yeni pişmiş ekmeklerin buğusu sokağa taşar ve köpeklerini gezdirmeye çıkanlar görülür.İşe yetişmeye çalışanlar ellerinde kahve bardaklarıyla metroya koşarken ,bazıları kaldırımlarda sabah serinliğine rağmen yürümeyi tercih eder.Bir köşede gazetesini keyifle okuyan yaşlı adam ,diğerinde randevusu için kafede göz makyajını yapan genç bir kadın ,diğer yandan ise yolda telefonla konuşurken baba olacağını öğrenen bir adam…Herkesin bir hikayesi vardır burada.

 

Bu şehir büyük bir şehirdir.Yoğun ve hızlıdır ancak garip bir şekilde insanı sıkıştırmaz.Öğle saatlerinde şehirde başka bir atmosfer görülür.İş yerlerine yakın restoranlar dolup taşar.Gökdelenlerin arasında koşuşturan takım elbiseli çalışanlar ,kahvelerini alıp toplantıdan toplantıya gider.Yemyeşil park köşelerinde sandviçini yiyen biri ,bir kafede dizüstü bilgisayarına gömülmüş başka biri…İş telaşının içinde bile insan bir durur ve şehir ona etrafındakileri fark etme fırsatı verir.Kimi zaman bir sokak müzisyeninin çaldığı eski bir şarkının notaları ,kimi zaman bir pasajın içine gizlenmiş küçük bir kitabevinin vitrininde gördüğün ilginç bir kitap…

 

Akşamüstü şehir en güzel turunculara bürünür.Gökdelenlerin camlarında bu turuncuların ışıkları parıldar ,sokaklar iş çıkış saatinden dolayı kalabalıklaşır.Ofislerinden çıkan insanların üstünde tatlı bir yorgunluk vardır.Kimisi eve dönmek için metroya biner ,kimisi akşamı dışarıda geçirmek için bir bara ya da kafeye gider.Restoranlardan yükselen taze pişmiş ekmek ,baharat ve ızgara kokularıyla birlikte iştah kabartır.Sahil boyunca yürüyenler ,denizden gelen hafif rüzgarın serinliğini hissederken onun kokusunu içine çeker ve şehir ışıklarının suya düşen yansımalarını izler.Gece indiğinde şehir bambaşka bir ritme geçer.Bazı mahallelerde müzik yükselir ,barların önündeki küçük masalarda insanlar uzun sohbetlere dalar.Başka bir sokakta ,bir sahafın içindeki küçük bir masada biri tek başına kitabını okur.O sahafın karşısında genç bir adam ,çiçekçiden sevgilisi için şakayıkların en güzel pembelerini bir buket yaptırıyor.Birkaç cadde ötede ise bir grup öğrenci saatlerdir süren tartışmaya kaptırmıştır kendilerini.Şehrin bir köşesinde tiyatrodan çıkan insanlar oyun hakkında konuşurken ,diğer köşesinde yarın hayatını belirleyecek bir yarışma için geç saatte antrenman yapan bir kadın terler dökerek ,durmadan boks torbasına vuruyor.

 

Bu şehir ,büyük bir şehirde yaşamanın hem karmaşasını hem de güzelliğini hissettirir.Bazen kaybolursun ,bazen kendini yeniden bulursun.Ama ne olursa olsun burada her zaman yaşanacak bir hikaye vardır çünkü burası ,sadece binalardan veya caddeleren oluşmaz.İçinde olan hayatlar sayesinde olduğu şehirdir.

(Visited 17 times, 1 visits today)