Yalan Söylemek

Yalan söylemek, günümüzün en yaygın “kötü” alışkanlıklarından biri olarak bilinir. Peki, bu alışkanlık gerçekten bilindiği kadar kötü müdür, insan zaman zaman hayatta kalabilmek için yalan söylemek zorunda kalır mı? Hayatta kalabilmek için doğruyu eğip bükmek gerekir mi?

Doğruyu söylememek, eğip bükmek ahlaki değerlere ters bir davranıştır. İnsanlar, bunu hep kınar, küçük yaşlardan itibaren bunu kınamayı öğretir. Her çocuk, sürekli büyükleri tarafından “Yalan söylememelisin, bu yanlış.”, “Yalan, iyi insanların söylediği bir şey değildir.” gibi cümleleri çok kez işitir. Çocuk, bu cümlelerle “asla yalan söylememesi” gerektiği düşüncesiyle büyür. Hatta birçok çocuk da yalana karşı çok hassastır; yalan söylemez, söylenmesini istemez. Bu anlayış, atalarımızdan beri vardır. Örneğin, “Yalancının mumu

yatsıya kadar yanar.” atasözü bu durumu açıklar.

Çocuklar her ne kadar bu anlayışla büyüse de büyüdüğünde bu anlayışa uymamaya başlar. Bu yalanlar başlangıçta minik olur, zamanla büyür. Örneğin, 8 yaşındaki bir öğrenci ödevini yapmazsa da öğretmenine ödevini yaptığı ama evde unuttuğu yalanını söyleyebilir. Bu minik yalanlar, her ne kadar önemsiz görülse de bu alışkanlık bu yaşlarda başlar. Öğrencinin amacı, öğretmenine olan korkusundan dolayı yiyeceği azarı minimuma indirmektir. Öyle de olur, öğretmen inansa da inanmasa da öğrencinin ödevini yapmadığını kanıtlama zahmetine girmemek için görmezden gelir, normalde kızacağından daha az kızar. Öğrenci amacına ulaşır, bunu fark eder. Yalanlarla daha kolay yaşayacağına inanır.

 Bu küçük öğrenci büyüdükçe sorumsuzluklarından kaçmak için yalanlara daha sık başvurur. Arkadaşından ödünç aldığı kitabı geri vermeyi unuttuğunda suçluyu annesi gibi gösterir; bir etkinliğe geç kaldığında kardeşinin uyuyakaldığını, onun aslında çoktan hazırlandığını iddia eder… Oysa ki kitabı unutan da odur, uyuyakalan da. Bu durumlarda da yalan kişinin sorumluluğu kendinden atmak için, kendince hayatta kalmak için kullandığı bir silahtır.

Bu yaşlara kadar, ortalama bir insanın hayatında yalan söylemek zorunlu bir durum olmasa da bu yaşlardan itibaren artık bir zorunluluğa döner. Kişi, yalan söylemezse birçok durumda kendini kullandırabilir, sahip olduklarını kaybedebilir. Bunun en klişe örneği, o an ihtiyacı olmayacak kadar parası olan birinin parasının olmadığı yalanıdır. Kişi, eğer ki bir kere borç para verirse parayı geri alacağından emin olamaz, güvenemez. Bir gün o para ona gerekebilir. O yüzden, hayatta kalabilmek için “Benim de param yok.” yalanını söyler. Doğruları eğip büker. 

Uzun lafın kısası, yalan söylemek her zaman sanıldığı kadar kötü bir alışkanlık olmayabilir. Yalan söylemek, bazen bir ihtiyaçtır. Yine de o “bazenler”, birer istisnadır.

 

(Visited 21 times, 1 visits today)