(…) derken, evin çatısındaki leyleklerin yürüyüş sesini duydum. Yanımda başkası olsa kiremitler üzerinde yürüyenleri hırsız zannederdi. Çatı katında oturmanın dezavantajı da bu olsa gerek. Ama ben evimizi seviyorum. İster bahçede kendi başıma basketbol oynayabilmek, ister sıcak yaz günlerinde küçük havuzumuzda serinlemek, ister gün batımını izlerken bahçede uyumak… Loft tipi evlerin genel özelliği, girişteki tavanın yüksek ve ferah olmasıdır. Evimizin diğer güzel yanı da, içini doldurup saatlerce hayallere dalabileceğim bir küvete sahip olması.
Elbette evimizin her tarafında sadece keyif ortamı yok. Ders çalışmak gerektiğinde, izole bir ortamda odaklanabilmek de mümkün. Odamın panjurlarını kapatıp, çevredeki sokaklardan ve komşuların köpeklerinden gelebilecek seslerden uzak olmak, ders çalışma süremin daha verimli olmasını sağlıyor. Özel ve özel olmayan her günde mangalda istediğimiz şeyi pişirebilmek, pikniğe gitme sayımızı düşürse de beni mutsuz etmiyor. Sadece et pişirildiğinde, etraftaki sokak hayvanları evin sınırında davet beklercesine dolaşıyor. Zorlu kış şartlarında evimizde şömine keyfi yapabilmenin yanı sıra, kuzine sobada pişen kestanenin tadını sadece yiyenler bilir. Akşam güneş batıp karanlık çöktüğünde ise, odamdaki teleskopla gökyüzünü gözlemlemek, çocukluğumdan beri ilgimi çeker. Bebekken ay dedeyi görmeden uyumak istememem, sanırım bu ilgiden geliyor.
Deniz mavisi renkli duvarı olan odamı ve günbatımı rengiyle boyanmış evimizi seviyorum…
