Gökyüzü Savaşta şehit düşmüş askerlerin yasını tutarmışcasına renksiz ve solgundu.Savaş alanına giriş yaptığımız andan itibaren patlayan her top yerin sarsılmasına neden oluyordu.Ayaklarımızı bastığımız toprak vatanı için can veren mehmetciklerin kanına bulanmıştı.Yankılanan mermi ve acı haykırışlarının arasında açlığın sessiz çığlığı duyuluyordu.Çanakkale’de zaman durmuştu.
Titreyen parmaklarımla tüfeğime sarılmıştım .Yan tarafımda bir hareket hissedince kafamı çevirdim.Siperin yanındaki askerle göz göze geldik.Sanki bu son vedasıymışçasına bana baktı ve ayağa kalkıp öne atıldı. Bir kaç adım atamadan tam göğsüne kurşun yemesiyle yere yığıldı.Gözlerindeki ışık yavaşça sönerken zorlukla gülümsedi ve dudaklarından şu kelimeler döküldü “vatan için…”.Bunu duyduğumda içimde bir şeyler kırılmıştı fakat duramazdım.Komutanın sesi kulağımda yankılandı “ileri!”
Ayaklarım çamura batıp çıkarken önümdeki dumanı yararak ilerledim.Karşıdan gelen düşman askerlerinin attığı kurşunlar dört bir yandan geçiyor ,evde ailelerin beklediği ,hayalleri olan,sevenleri , sevdalıları olan askerleri isabet ediyordu.Etrafıma baktığımda yerde yaralı arkadaşlarımı ,abilerimi gördüm .Bir tarafta Hasan vardı , mahalleden arkadaşımdı,birlikte büyümüştük ileride doktor olmak istiyordu ,dizinden vurulmuştu zorla ayağa kalkarken sol omzundan tekrar vurulmasıyla yere yığılarak gözlerimin önünde can verdi.Oysaki sadece on beş yaşındaydı Hasan…Diğer tarafta eskiden karşı komşum olan Süleyman abi yerde yatıyordu .Oysaki evde onu bekleyen bir karısı,beş yaşında boncuk gözlü bir kızı vardı Süleyman abinin.
Kalbime bir ağırlık çökmüştü fakat devam etmek zorundaydım.İçimdeki korku öfkeye dönüşmüştü .Her an ölebileceğimi biliyordum lakin önemli değildi çünkü biliyordum biz burda sadece kendimiz için değil ailelerimiz ,vatanımız ,geride bıraktığımız her şey için savaşıyorduk, yalnızca bir cepheyi değil , bir milleti savunuyorduk.Süngü tak emri geldiğinde içimdeki tüm yorgunluğu unuttum. Kılıcımı sıyırdım ve var gücümle ileri atıldım. Bir yanda mermi sesleri, bir yanda haykırışlar… Ellerim barut kokuyordu, üstüm kan içindeydi ama bu toprak düşmana teslim edilemezdi.
Saatler sonra güneş yavaşça batmaya başladı. Ortalık sakinleşir gibi olmuştu. Dizlerimin üzerine çöktüm, nefes nefese kalmıştım. Arkama dönüp baktığımda nice arkadaşımın ,belki de birilerinin babalarının ,abilerinin ,kardeşlerinin ve daha nicelerinin cansız bedeni toprağa serilmişti.İçimde tarifsiz bir acı vardı ama bir o kadar da gururluydum. Gökyüzüne baktım. Artık gri değil, kararmıştı. Ama içimde bir umut ışığı vardı. Çünkü biliyordum, biz burada düşersek, biz burada vazgeçersek, arkamızdaki milyonlar da düşecekti. Ve biz, buna asla izin veremezdik ,ben daha fazla insanın mezarları bile olmadan savaş alanında unutulmasına izin veremezdim ki vermeyecektimde .Düşman Çanakkale’yi geçemeyecekti.
