Gizemli Uyanış

Gözlerimi açtığımda tanıdık olmayan bir odanın içinde buldum kendimi. Yatağın yumuşaklığı ve odadaki hafif tuzlu hava dışında her şey yabancıydı. Tavanın ahşap kirişleri, eski ama düzenli döşenmiş bir odaya işaret ediyordu. Şaşkındım ama nedense içimi korku değil, sadece merak kapladı.Yavaşça yataktan kalkıp pencereye yöneldim. Ağır ahşap çerçeveyi araladığımda yüzüme esen hafif rüzgâr ve denizin serin kokusu zihnimi tamamen uyandırdı. Uçsuz bucaksız mavi sular, ufukta süzülen martılar ve kıyıya çarpan dalgalar gözlerimin önündeydi. İçimde garip bir huzur belirdi. Ancak buraya nasıl geldiğime dair en ufak bir fikrim yoktu.Düşüncelerimi toparlamaya çalışırken dün geceye dair hatırlayabildiğim son anları düşündüm. Evimde, kendi yatağımda uyuyakaldığımı hatırlıyordum. Hiçbir gariplik, hiçbir olağanüstü olay olmamıştı. Peki, o zaman nasıl olmuştu da burada, deniz kenarında bir odada uyanmıştım?Odayı dikkatlice incelemeye başladım. Ahşap bir masa, sandalyeler ve köşede eski tip bir dolap vardı. Masanın üzerinde bir not duruyordu. Titreyen ellerimle kağıdı aldım ve okudum: “Hoş geldin! Sakın endişelenme, yakında her şeyi anlayacaksın.” Notun altında imza ya da isim yoktu.Derin bir nefes alıp pencereye tekrar yöneldim. Burası neresi olursa olsun, korkuya kapılmamam gerektiğini hissettim. Kıyıya baktığımda uzakta küçük bir balıkçı teknesi gördüm. Belki de oraya gidip yardım istemeliydim. Ya da önce bu odada ipuçları aramalıydım. Ne yapmam gerektiğine karar veremezken içimde tuhaf bir his oluştu: Sanki buraya aitmişim gibi.Her şeyin bir anlamı olmalıydı. Bunu çözmek için dışarı çıkıp keşfe başlamalıydım.

(Visited 14 times, 1 visits today)