Cuma akşamı Ozan öğretmenim(en sevdiğim yazar), Picasso( en sevdiğim sanatçı), Kadriye hocam(en sevdiğim sporcu), canım Atatürküm(bu zamana kadar gelen en iyi dünya lideri) ve ben önemli bir toplantı yapmayı planlıyorduk. Ben okuldayken bu toplantıyı düşünmeden duramıyordum. Okul çıkışı arabaya bindim. Annem beni toplantı yerine götürdü. Çok heyecanlıydım, herkes oradaydı. Masaya oturduk ve sohbet başladı.
—Karmaşık bir gün oluyor.
—Konser iptal olmuş.
—Avm kapandı.
—Yarın hava kapalı mı?
—Dünya nereye gidiyor?
Gibi sıkıcı ve olumsuz şeyler konuşmaya başladılar. “Büyükler hep sıkıcı konuşmak zorunda mı?”diye geçirdim içimden. (Ozan öğretmenim ve Atatürk hariç tabii ki) “Lunaparklar ne güzel değil mi?” diyerek çocukça konuşmayı başlatmış oldum. Fikirleri çok değişmişti. Onlar da bu konulardan sıkılmıştı.
—Pazar günü parti var.
—Doğum günüm yarın.
—Benim iki tatlı kedim var.
— Yaşamak güzel şey.
—Hayat renkli bir resimdir.
Gibi şeyler konuşmaya başlandı. Toplantıdan sonra yemek de yedik. Eğlenceli şeyler konuştuk tabii! Çok güzel bir akşam yemeği oldu. Sonra birden uyandım ve hepsinin bir rüya olduğunu anladım. Hiç unutamayacağım bir geceydi.

