Teorik eğitim; kitaplar, dersler ve diğer kaynaklardan öğrenilen bilgileri ifade ederken, pratik eğitim bu bilgilerin fiziksel olarak uygulanmasıdır. Teorik ve pratik eğitim birbirini tamamlayan ve birlikte alındığında etkili sonuçlar veren eğitim türleridir.
Birçok bilim alanında bilgi sahibi olabilmek için öncelikle teorik bilgiye sahip olmamız gerekir. Örneğin matematik, fen bilimleri ve coğrafya gibi alanlarda ilerleyebilmek için önce temel kavramları ve kuramları öğrenmeliyiz. Matematikte Pisagor teoremini ya da fen bilimlerinde dünyanın şekline dair bilgileri anlamadan geometriyi veya mühendislik gibi uygulamalı alanları kavramamız mümkün değildir. Bu nedenle okullarda eğitime teorik bilgiyle başlanır.
Ancak bu teorik bilginin kalıcı olabilmesi ve uygulanabilir hâle gelmesi için pratik eğitime de ihtiyaç vardır. Örneğin fen dersinde “Ay’ın evreleri” konusunu sadece kitaplardan öğrenmekle kalmak yerine, bir deney yaparak uygulamak, konunun daha iyi anlaşılmasını ve hafızada kalmasını sağlar. Bu durum, birçok alanda teorik bilginin pratiğe dökülmesinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Bazı meslek gruplarında ise teorik ve pratik eğitim birlikte verilmeden yeterli düzeyde uzmanlaşmak mümkün değildir. Örneğin, doktorların yalnızca teorik eğitimle yetişmesi düşünülemez. Bir doktorun ameliyat yapabilmesi ya da hastayı doğru şekilde muayene edebilmesi için mutlaka pratik yapması gerekir. Ancak yalnızca pratik eğitim de yeterli olmayacaktır; tıbbi bilgilerin temeli teorik eğitimle atılır. Aynı durum mühendislik gibi teknik meslekler için de geçerlidir. Bir inşaat mühendisi, yalnızca kitaplardan öğrendiği bilgilerle bir bina inşa edemez; sahada deneyim kazanması da gerekir.
Sonuç olarak teorik ve pratik eğitim birbirini tamamlayan unsurlardır. Etkili bir öğrenme ve mesleki yeterlilik için her iki eğitim türü birlikte ve dengeli bir şekilde verilmelidir.
