Bir gün arkadaşlarımla gezerken cüzdanımda bir şeyin olmadığını hissettim. Fark ettim ki kartım evde kalmıştı ama neyse ki yanımda para getirmiştim… En azından 10 dakika önce öyle hatırlıyordum. Fakat maalesef o getirdiğim para sadece bir sakıza yetecek kadardı: 100 TL. Neyse, bir şekilde idare etmeye çalıştım. Yemek yiyeceğimiz zaman “Aç değilim.” bir şey alırken “Gerek yok.” diyerek geçiştirdim.
Neyse ki babam yardım etti de, bir öğün parası sayılabilecek 2.000 TL yüklü kartımı getirdi. O an bir nebze de olsa rahatladım.
Arkadaşlarla takılırken bir arkadaşım “Pikachu” figürü olmak istedi –Pikachu figürleri artık yasaklı. Neden yasaklandığını ben de tam olarak bilmiyorum ama babamın anlattığına göre eskiden bazı olaylar olmuş, o yüzden yasaklanmış. Biz de bu yasaklı Pikachu muhabbetine iyice daldık. Herkes kendi çocukluğundan bir şeyler anlatmaya başladı. Biri eski Pokémon kartlarından bahsetti, diğeri çizgi filmleri ne kadar özlediğini söyledi.
Birden hepimiz o eski günleri hatırlayıp garip bir nostaljiye kapıldık. Kafede otururken dışarıda yağmur hâlâ yağıyordu ama içerisi sıcacıktı ve kahkahalar eksik olmuyordu.
Eve gitme zamanı gelmişti. Yağmurun altında yürürken adeta saniyelerle yarışıyordum. İçimden “Bir mucize olsa da kurtulsam.” diye geçirirken o anda babam aniden önümde belirdi ve beni arabaya bindirdi. Tam zamanında gelmişti. Bana sıcacık bir araba hazırlamıştı.
