Yıllar önce, belki de o kadar da eski sayılmayacak bir tarihte, Irmak adında bir arkadaşımla konuşuyorduk ve bana ilginç bir anısını anlattı. Ben de bu anıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Irmak, küçükken bazı gıda firmalarının reklamlarında oynamış ve beğeni toplamıştı. En heyecan verici kısmı ise gerçekten bilindik markalarla çalışmış olmasıydı. Ayrıca, Esma adında bir başka arkadaşım da vardı. O, reklam şirketlerinin oyunculara içeriklerle ilgili ne kadar yalan söylediklerini anlatıyordu. Tabii ki, bu konu Irmak’ın ilgisini çekmişti ve araştırmaya başlamıştı. Oynadığı eski reklamların çoğu, aslında doğru olmayan şeylerle doluydu.
Yakın zamanda birkaç filmin reklamında da oynamıştı. Elbette bunda yanlış bir şey yoktu ancak bir süre sonra onu isteyen firmalar arttı ve Irmak, “Kim daha çok para veriyorsa, ona oynarım.” diye düşünmeye başlamıştı. Ama hemen sonrasında, Esma’nın anlattığı o hikaye aklına geldi ve firmaları test etmeye başladı. Daha ünlü firmaların daha fazla yalan söylediği ortaya çıktı. O gün konuşurken “Hadi bakalım, anlattığım bu hikayeyi bir deyimle bitir, olur mu?” diye sordum. Oğlum, “Irmak sütten ağzı yandığı için yoğurdu üfleyerek yemiş.” diye karşılık verdi.
Bu tarz deyimli hikayeler herkesi mutlu eder. Bugünkü görevim burada biter. Ben Lidya, görüşmek üzere!
