Tam o anda bir mucizenin olmasını istedi. Zamanın yavaşlamasını dilediğim o an, aslında zamana karşı koşuyordum. Koştum ama nasıl olduysa zaman durmuş gibiydi. Kalbim deli gibi atıyordu, nefes almakta zorlanıyordum. Yarışın son metrelerindeydim. Birinci olarak ilerliyordum ama ikinci bana çok yakındı. Atmam gereken sadece birkaç adım kalmıştı ama bacaklarım artık yok gibiydi, sanki vücudum pes etmek üzereydi. Olmayacak sandım. Tam bırakacak gibi oldum, sonra içimde bir ses “Hayır!” dedi. Vazgeçemezdim. Gözlerimi kapattım, derin bir nefes alıp üfledim ve var gücümle ileri atıldım. Tribündeki neredeyse herkes ismimi haykırıyor, bana destek oluyordu. O anda bir şey oldu. Sanki rüzgar beni taşıyordu, hafiflemiş gibiydim. Adeta uçuyordum. Son çizgiyi geçtiğimde, kalabalığın sesi kulağımı doldurdu. Herkes bağırıyordu. Kazanmıştım! Ve o an anladım ki gerçekten istersem, çabalarsam, başaramayacağım şey yok. O an anladım ki gerçekten istersem, çabalarsam, başaramayacağım şey yok.
O çizgiyi sadece bedenimle değil, ruhumla da geçmiştim. O an kazandığım yalnızca bir yarış değildi; kendime olan inancımı, azmimi ve pes etmemenin gücünü kazandım. Artık biliyorum. Her düşüş bir başlangıç, her ter damlası bir zaferin habercisi olabilir. Yeter ki yürekten iste, yeter ki vazgeçme.
