Sabah kalktığımda kendimi evimde bulamadım ve etrafıma bakınca hemen fark ettim ki dışarıda deniz vardı! Ama benim evim Ankara’da ve orada deniz yoktu. Hemen panik içinde annemin odasına koştum ve durumu anlatmaya başladım. Annem şaşkın bir şekilde bana bakıyordu, babamsa pencereden dışarıya dalgın dalgın bakıyordu. İkisi de ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Biraz daha sarsıldım, sonra annem televizyonu açtı. Haberlerde, birçok insanın aynı durumu yaşadığını ve bunun bir uzaylı istilası olabileceğini söylüyordu. Spiker, uzaylılardan şüphelenildiğini ve hatta bunun için uzaya bir savaş mekiği gönderileceğini açıkladı. Şaşkınlık içinde kalmıştım ama babamla ben hemen katılmak istediğimizi söyledik, belki biz de uzaya gideriz diye. Fakat annem, “Hadi canım, çocuklarınız bu kadar heyecana gerek yok.” diyerek bizim bu fikirlerimizi geri çevirdi.
Bir süre daha bu garip olayı kafamda kurcalarken, babam hala pencereye bakıyordu, belki bir şeyleri gözden kaçırıyor diye düşünüyordu. Ben de, olan biteni anlamak için tabletimi alıp maç özeti izlemeye başladım. Hala kafamda bir sürü soru vardı ama en azından biraz eğlenebileceğimi düşündüm.
Birkaç dakika sonra, birden ekran karardı ve annem “Bütün bunlar rüya mı?” diye sordu. Bunu duyduğumda ne olduğunu anlamadım, ama birden gözlerimi açtım ve gerçek dünyada olduğumu fark ettim. Her şey bir rüyaydı! Uyandığımda, sadece biraz başım dönüyordu ama her şey yerli yerindeydi. Rüya gibi olan bu olay, bir an için çok gerçekmiş gibi hissettirmişti.
Günümü okula giderek geçirmeye başladım ama hâlâ o rüyayı düşündüm. Uzaylılar, deniz, uzaya yolculuk… Belki de bir gün böyle bir şey gerçekten olurdu, kim bilir?
