Köyümüze bir grup soyguncu gelmişti ve bankamıza doğru ilerliyordu. Grup, içeri girip herkesi rehin aldı ve zorla kasa şifresini istedi. O sırada olayı fark ettim ve gizlice binaya girdim. Koridordan ilerleyerek çeteyi gözetledim. Yanımdaki yangın alarmını çalıştırıp hemen saklandım. İçlerinden biri alarmı incelemek için geldiğinde onu etkisiz hale getirdim. Onun kostümünü giyip gizlice kasanın olduğu odaya yöneldim.
Hâlâ kasayı açmaya çalışıyorlardı. Bu sırada dışarıdan polis sirenleri duyulmaya başlamıştı. Siren seslerini duyan soyguncular paniğe kapılıp saklandılar. Ben de üzerimdeki soyguncu kıyafetiyle gizlenmeye çalıştım. Yerde bir taş bulup, onların saklandığı yöne doğru fırlattım. Taşın sesi dikkat çekince polisler hemen o tarafa yöneldi.
Polisler uzaklaşınca fırsattan yararlanıp kostümü çıkardım ve dışarı çıkmaya çalıştım. Tam polislere bilgi verecekken, bir soyguncunun kurduğu bombayı fark ettim. Artık çok geçti. Bomba patladı ve herkes bir yana savruldu. Başımı sert bir şekilde bir demire çarptım. Saniyelerle yarışıyordum; bir mucize gerçekleşmesini dilediğim anda içeri başka polisler ve sağlık ekipleri geldi. Beni sedyeyle hemen hastaneye götürdüler.
Hastaneye vardığımızda, suçluların tutuklandığını haber aldım. Hemşire, boynumdan ciddi şekilde yaralandığımı ve bir süre yürüyemeyeceğimi, spor yapamayacağımı söyledi. Tanrıya şükür, darbe enseme sadece birkaç santimle isabet etmemişti; yoksa felç kalabilirdim.
Birkaç gün içinde yeniden yürümeye başladım ve zamanla spora da dönebildim. Bu kahramanlığı, yaşadığım zorlukları ve atlattığım sakatlığı hayatım boyunca asla unutmayacaktım.
