Hıdırellez gecesi gül ağacının altına küçük bir kâğıt bıraktım. Üzerine şöyle yazmıştım: “Voleybol takımına seçilmek ve gerçek bir maça çıkmak istiyorum.”
Sabah heyecanla uyandım. Dileğim gerçekleşmiş miydi? Elbette hemen bir şey olmadı ama içimde kocaman bir umut vardı. Okula gittiğimde beden eğitimi öğretmenimiz, sınıfın önünde bir liste açıkladı: “Yeni voleybol takımı oyuncuları belli oldu.”
Listede adımı görünce kalbim küt küt attı. Gerçekten olmuştu! Hıdırellez dileğim kabul olmuştu! Artık okul çıkışlarında antrenmanlara gidiyor, servis atmayı, pas vermeyi, takım olmayı öğreniyordum. İlk başta çok heyecanlıydım ama zamanla daha da güçlendim.
İlk maçımız belli olmuştu. O sabah farklı bir heyecan ile uyandım! Sahaya çıktım, ellerim biraz titriyordu ama ilk servisimi başarıyla attım. Topu karşıladım, sayı aldık, birbirimize sarıldık. O an hayatımın en mutlu anlarından biriydi. Şimdi her maçta elimden gelenin en iyisini yapıyorum.
