Her sabah olduğu gibi, bu sabah da uyanınca yatağımın yanına yatan köpeğim Mısır’ a ‘Merhaba’ dedim. Normalde Mısır hemen ayaklanır yürüyüşe gideceğimiz için heyecanlanırdı. Bu sabah çok enteresan bir şey oldu ve O da bana karşılık verdi ” Günaydın” dedi.
Rüyadayım sandım. Gözlerimi ovaladım, şaşkın şaşkın baka kaldım. ”Günaydın Mısır ” diye tekrarladım. Yüzüme mutlu bir ifadeyle bakıp ” Günaydın” dedi tekrar. Kulaklarımı kontrol ettim. Acaba köpek dilini çeviren bir cihaz mı vardı kulaklarımda. Çok şaşkındım. Yatakta doğrulamadım bile, adeta dondum kaldım.
Yataktan kalkıp koşa koşa salona gittim. Koltukta uyuyan kedime ” Günaydın Zilli” dedim. Önce uzunca bir gerildi. Sonra tekrar gözlerini kapatıp uyuklamaya devam etti. Biraz hayal kırıklığına uğramıştım. Hayal görüyormuşum. Geri dönerek salondan çıkıyordum ki, arkamdan ”Günaydın” dediğini duydum. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Elim ayağım titriyordu. Çok heyecanlanmıştım. Aklımda bir sürü soru vardı.
Tek bir soru hakkım olabilirdi ve bu an hemen bitebilirdi. Hemen kedinin yanında geri döndüm. Güzelce kafasını okşadım. Gözlerini açar açmaz, ” Kediler neden sürekli evden kaçar?” diye sordum. yüzüme sakin sakin baktı. zıplayarak koltuktan inerken, ”Meraktan” diyip hızlıca uzaklaştı. Peşinden gittim, arka arkaya bir kaç soru daha sıraladım ” Nasıl her zaman dört ayak üstüne düşünüyorsunuz? Ailenizi hatırlıyor musunuz? Peki ya sen Mısır neden sürekli yerde bulduğun şeyleri yiyorsun?”… Ancak bir daha asla konuştuklarını duymadım.
Hayal miydi gerçek miydi bu yaşadığım bilmiyorum. Ama en azından çok merak ettiğim bir soruyu sorabilmiştim. Meğer aklımda ne çok soru varmış onlara dair.
