Yaşama Sevincinin Dünyası

Yaşama Sevincinin Dünyası

Bir sabah uyandığınızı düşünün; pencerenizi açtığınızda yüzünüze dokunan rüzgar nasıl temiz, nasıl ferah, yaşam dolu, umut dolu… Gökyüzü masmavi, bulutlar çocukların hayal gücüyle yarışırcasına şekil değiştiriyor. Kuşlar, melodileri saatlerce akla takılan, kendi dillerinde bir şarkı söylüyor. Güneş, beton duvarlara değil; yemyeşil ağaçların yapraklarına, çiçek açmış dallara dokunuyor. İşte yaşanabilir bir dünyanın sabahı böyle olmalı.

Bu dünya; gürültünün değil, insan seslerinin, çocuk kahkahalarının yankılandığı bir yer. İnsanların birbirine korkuyla değil, güvenle baktığı, göz göze geldiğinde selamın eksik olmadığı bir yeryüzü. Sokaklarında öfkenin değil, umutun dolaştığı bir gezegen. Kimsenin dilinden, dininden, renginden dolayı hor görülmediği, farklılıkların zenginlik sayıldığı bir düzen. Adaletin yalnızca kağıt üzerinde değil, yüreklere yerleştiği bir dünya…

Toprağın hâlâ temiz, verimli olduğu, çiftçinin emeğinin karşılığını alabildiği, şehirlerin beton bloklar olmadığı, çocukların çamura bulanarak oyun oynadığı bir dünya. İnsanlar, birbirine “ne oldun?” diye değil, “nasılsın?” diye sorar olmuş. Modernlik, yalnızca teknolojide değil; düşüncede, duyguda, vicdanda da yerini bulmuş.

Yaşanabilir bir dünya, yalnızca nefes alınabilen değil; aynı zamanda yaşamak için can atılan bir yerdir. O dünyada insanlar yalnızca hayatta kalmak için değil, yaşamın kendisini anlamlı kılmak için var olurlar. Kitaplar okunur, şarkılar söylenir, tartışmalar edilir, dostluklar büyütülür, güçlenir. Savaşların tarihi kitaplardan başka yerde bulunmadığı, barışın sıradan bir kavram değil, gündelik bir gerçek olduğu bir dünya…

Ve elbette o dünya, gençler içindir. Onların istediği gibi koşuşturabildiği, gülebildiği, hayal kurmaktan, düşüncelerini dile getirmekten korkmadığı bir yer olmalı. Çünkü onlar yaşanabilir bir dünyanın hem tanıkları hem de sonraki sahipleridir. Onlara bıraktığımız her damla su, her temiz nefes, her sağlıklı ağaç aslında kendi ahlakımızın aynada yansımasıdır.

İşte yaşanabilir bir dünya, bir ütopya değil; biraz sevgi, biraz emek ve çokça vicdanla mümkün olabilecek bir hakikattir. Dünya bir gün gelecek nesillerin gözlerinde parlayacaksa, o ışığı bugünden biz yakmak durumundayız.

(Visited 9 times, 1 visits today)