Zihin Okumak

Bir sabah uyandığımda herkesin iç sesini duyabildiğimi fark ettim. Önce bunun rüya olduğunu düşündüm. Annemin mutfakta çay koyarken aklından geçen “Umarım bugün baban geç kalmaz.” cümlesini duydum. Ama annem konuşmamıştı, dudakları kıpırdamamıştı. Sadece zihninden geçen bir düşünceydi bu. Yatakta doğruldum, kalbim hızla atmaya başladı.

Okula gitmek üzere yola çıktığımda durum daha da tuhaflaştı. Otobüsteki adamın zihninden şu cümle geçiyordu: “Keşke patronum bugün rapor istemese…” Yanındaki kadın ise “Oğluma ne pişirsem akşam?” diye düşünüyordu. Her biri farklı bir ses tonuyla farklı bir telaşla iç seslerini taşıyorlardı. Ben hepsini net bir şekilde duyabiliyordum.

İlk başta eğlenceliydi. İnsanların ne düşündüğünü bilmek, sırlarını öğrenmek… Ama zamanla bu bir lanete dönüştü. Düşünceler üst üste biniyor, başım ağrıyor, kimseyle baş başa kalamıyordum. Sessizlik diye bir şey kalmamıştı artık. Arkadaşım Mert yanıma geldiğinde gülümsedi ama zihninden geçen “Keşke onunla değil de Elif’le otursaydım.” düşüncesi içimi burktu. İnsanların iç yüzünü görmek, söyledikleriyle düşündüklerinin ne kadar farklı olabildiğini fark etmek acı vericiydi.

Öğretmen derste bir soru sordu. Parmak kaldıran bir kız, içinden “Lütfen beni seç, bu sefer biliyorum.” geçti. Öğretmen başka birini seçti. Günün sonunda bu yeteneğin bir nimet mi yoksa bir ceza mı olduğunu bilmiyordum. Ama bir şeyden emindim: Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Herkesin zihnine bu kadar yakın olmak, beni kendimden uzaklaştırıyordu. Sessizlik için dua etmeye başladım. Kendi iç sesimi yeniden duyabilmek için…

Yatağımda doğruldum. Annemin düşüncelerini duyamıyordun. Rüyalarımın gerçek olmaması beni üzerdi ancak ilk defa bu beni mutlu etti.

(Visited 14 times, 1 visits today)