Her yıl olduğu gibi bu yıl da Hıdırellez dileklerimi bir gün öncesinden planlamıştım. Dileklerimi bir gül ağacının altına gömdüm ve gerçekleşeceğini hayal ederek uykuya daldım.
Sabah, annemin seslenmesiyle yataktan fırladım. Bugün yarışma için yola çıkacağımız gündü. 24 kişilik halk oyunları ekibimizle sabah saat 10.00’da kostümlerimizle birlikte hazırdık. Saat 10.30 gibi de hocalarımızla beraber Trabzon’a doğru yola çıktık. Yarışmanın yapılacağı salona girdiğimizde sahnenin muhteşem bir ışıklandırma sistemine sahip olduğunu fark ettik. Atmosfer gerçekten büyüleyiciydi… Ve sonunda sıra bize geldi. Sahneye çıktık ve performansımızı en iyi şekilde sergiledik. O an, tüm çalışmalarımızın karşılığını verdiğini hissedebiliyordum.
Sonuç açıklanırken kalbim heyecandan yerinden çıkacak gibiydi. Ve beklediğimiz an geldi: Hakkettiğimiz birinciliği kazanmıştık! Hocalarımız büyük bir gururla bizi tebrik ettiler. İki aylık yoğun emeğin ardından hayalimize ulaşmıştık.
O an sadece bir halk oyunları dansçısı gibi değil, aynı zamanda ailemi gururlandırmış biri olarak da kendimi çok özel hissettim. Yaşadığım bu deneyim bana gösterdi ki, yeterince çalışırsak ve pes etmezsek, hayal ettiğimiz her şeyi başarabiliriz.
