Backrooms

Dün gece dilediğim dilek gerçek oldu. Dileğim, arkadaşlarımla birlikte efsanevi bir yer olan Backrooms’a gitmekti. Sabah uyandığımızda, hep birlikte oradaydık. İlk bölümü geçip geçemeyeceğimizden emin değildik.

Asansörle aşağı indiğimizde, sonsuz gibi görünen sarı duvarlı, sessiz ve loş bir labirentin içindeydik. Etrafı keşfetmeye başladık. Fenerimizi tam açarken, karanlıkta garip bir silüet belirdi. Şekilsiz ve gölgemsi bir varlıktı. Korkutucuydu ama paniğe kapılmadık. Yanımızda bazı savunma araçlarımız vardı. Birlikte, zekâmızı ve cesaretimizi kullanarak bu tehditten kurtulduk.

Bir sonraki bölümde, sessiz ve derin bir havuz alanına geldik. Durgun suyun içinden tuhaf sesler geliyordu ama soğukkanlılığımızı koruduk. Havuzun dibinde gizemli bir nesne bulduk. Ona dokunduğumuzda bir geçit açıldı ve bir sonraki bölüme geçtik.

Bu bölüm daha karanlık ve ürkütücüydü. Duvarda belirsiz yüzler beliriyor, etrafımızda şekilsiz figürler dolaşıyordu. Bazıları sanki bizi izliyordu. Işıkla onlara yöneldiğimizde yavaşça uzaklaştılar. En sonunda büyük bir gölge varlığıyla karşılaştık. Zekice bir plan kurduk, dikkatini dağıttık ve güvenli bir şekilde ilerledik.

Ancak istemeden bir geçitten geçerek “Ceza Bölgesi” olarak adlandırılan gizemli bir yere düştük. Bize burada bir seçim hakkı sunuldu. Biz de “geriye dönmek” istedik.

Gözlerimizi açtığımızda bir hastanedeydik. Her şey normale dönmüş gibi görünüyordu… fakat dış dünya artık eskisi gibi değildi. Gökyüzü kıpkırmızıydı ve dünya çok farklı bir hâl almıştı.

(Visited 15 times, 1 visits today)