UZUN MASA

Bir akşam güzel bir bahçede, uzun bir masanın etrafında dört kişi oturuyorduk: dünyaca ünlü futbolcu Lionel Messi, İtalyan rapçi Baby Gang, devrimci lider Che Guevara ve ben. İlk başta biraz heyecanlıydım çünkü bu kadar önemli insanlarla aynı masada oturmak kolay bir şey değildi. Ama sohbet başlayınca herkes çok samimi davrandı.

Che Guevara söze başladı. Küba’daki mücadelelerinden bahsetti. “Bir halkın özgür olması için bazen her şeyi geride bırakmak gerekir,” dedi. Çok ciddi ama bir o kadar da etkileyiciydi. Messi ona dönüp gülümsedi. “Ben sahada savaşırım,” dedi. “Ama bu savaş rakiplerle değil, kendimle. Daha iyi olmak için her gün mücadele ediyorum.”

Baby Gang ise masadaki en enerjik kişiydi. “Ben müziğimle sokaktaki gençlere ses oluyorum,” dedi. “Çünkü ben de o sokaklarda büyüdüm. Sözlerim onların yaşadıklarını anlatıyor.” Che ona dönerek başını salladı. “Bu da bir çeşit devrim,” dedi. “Sen gençleri uyandırıyorsun, bu çok değerli.”

Ben sadece dinliyordum, ama bir yandan da çok şey öğreniyordum. Her biri farklı bir alanda büyük işler başarmıştı. Ama hepsinin ortak noktası vardı: çalışmak, inanmak ve asla vazgeçmemek. Messi futbol topuyla, Baby Gang sözleriyle, Che Guevara ise fikirleriyle dünyayı etkilemişti.

Yemek boyunca çok güzel sohbet ettik. Hayallerden, zorluklardan, başarıdan konuştuk. O masadan kalkarken içim umutla doluydu. Çünkü gördüm ki, nereden geldiğin önemli değil. Yeter ki inancın olsun, çok çalış ve pes etme. O zaman bir gün sen de başkalarına ilham verebilirsin.

(Visited 10 times, 1 visits today)