Sessiz Adam

Bir sabah uyandığımda herkesin iç sesini duyabildiğimi fark ettim. O sabah, her şeyin farklı olacağını bilmeden uyandım. Odada sessizlik vardı. Ama o sessizliğin içinde, birdenbire fısıltılar duymaya başladım. “Bugün yapacak çok işim var.” diye bir ses yankılandı kulağımda. Gözlerimi kapatıp açtım, rüya görüyorum sandım. Sesler tekrar geldi: “Umarım toplantıya yetişirim.” Ne olduğunu anlayamadım. Birinin düşüncelerini duyuyor gibiydim. Ama bu imkansızdı, değil mi? Neler olduğunu kavrayamadan kahvaltı masasına indim. Annem tabağıma yumurta koyarken, dudakları kıpırdamıyordu ama bir ses duydum: “Keşke bu sabah biraz daha erken kalksaydım.” Donakaldım. Annemle göz göze geldim, ama o hiçbir şey söylememişti. O an anladım. İnsanların konuşmadan içlerinden söylediklerini duyuyordum. “Bu çok güzel bir şey!” diye aklımdan geçirdim. O zamanlar olacaklardan haberim yoktu tabii.

Kahvaltımı yaptım ve okula gitmek için yola çıktım. Annem beni arabayla bırakabileceğini söyledi, ama ben yeni yeteneğimi test etmek için yürümeye karar verdim. Sokakta yürürken, yanımdan geçen insanların düşüncelerini duyabiliyordum. Karşıdan gelen yaşlı bir kadın, “Acaba torunlarım beni ne zaman ziyarete gelecek?” diye geçiriyordu aklından. Sonra yanımdan bisikletli bir çocuk geçti. “Babamın bana ne aldığını çok merak ediyorum.” diye bir düşünce duydum. Galiba çocuğun doğum günüydü. İnsanların sadece düşüncelerini duyarak bile onlar hakkında fikir sahibi olabiliyordum. Yürümeye devam ettim. Bir kadın yanımdan geçti. “Bugün kesin patron bana kızacak.” diye geçiriyordu içinden. Gözlerindeki endişeyi fark ettim. Anladım ki, patronuyla arası pek iyi değilmiş. Yürümeye devam ettim. Parkın kenarında bir adam oturmuş, elindeki kahvesini yudumluyordu. “Keşke bugün işe gitmesem.” dedi kendi kendine. Yorgun gözlerle kahvesini içmeye devam etti. Bu düşünceleri duymak, her şeyin perde arkasını görmek gibiydi.

Sonunda okula vardım ve sınıfıma girdim. Derse tam zamanında yetişmiştim. Öğretmen tahtaya bir şeyler yazmaya başladı ve aklından “Acaba öğrenciler bugünkü ödevi yapmış mı?” diye geçirdiğini duydum. Arkadaşlarımdan biri “Bu ders ne zaman bitecek?” diye düşünüyordu. Herkesin düşünceleri zihnimden geçiyordu. Kafamın içinde yüzlerce ses dolaşıyordu, başım ağrımaya başlamıştı. O gün okuldan erken çıkmaya karar verdim. Sokağa çıktığımda, insanların aklından geçenleri duymamak için kulaklığımı taktım ama işe yaramadı. Ne yapsam diye düşünürken; köşe başında duran, uzun boylu, siyah paltolu adam dikkatimi çekti. Etrafımdaki herkesin düşüncelerini duyabiliyordum; çocuklar, yaşlılar, gençler… Hepsinin iç sesleri aklıma dolaşıyordu. Ama bu adam… Ondan hiçbir şey duyamıyordum. Ne düşünce, ne fısıltı… Sanki zihni tamamen boştu. Ona doğru bir adım attım. O da bana baktı. İşte o an, gerçekten garip ve tehlikeli bir şeyin başladığını hissettim.

Sessiz adama doğru bir adım attım, o da yaklaşarak fısıltı gibi bir sesle “Sen de duyuyorsun değil mi?” dedi. Sesinin içinde hem rahatlama hem de bir uyarı vardı. “Evet.” dedim kısık bir sesle. “Ama neden senden hiçbir şey duymadım?” Adam derin bir nefes aldı. “Çünkü ikimiz de aynı güce sahibiz,” dedi. “Bu yüzden birbirimizin iç seslerini duyamayız. Biz, kendi zihinlerimizi kapatabilenleriz.” Gözlerime baktı ve ekledi: “Bu bir hediye gibi görünebilir ama aslında bir yük. İnsanların ne düşündüğünü bilmek bazen seni yalnız bırakır.” O an içimde bir ürperti hissettim. Kalabalığın içinde birbirimizin sessizliğinde kaybolmuş gibiydik. “Ama bu yalnızlıkta bir yol bulabiliriz, değil mi?” diye sordum, umutla. Adam hafifçe başını salladı. “Belki,” dedi, “belki de bu, sandığından daha büyük bir hikâyenin başlangıcıdır.” Ve o an, kalbimde hem bir korku hem de bir kararlılık doğdu; ama en azından artık yalnız olmadığımı biliyordum.

(Visited 18 times, 1 visits today)