Hareket etmek, insan için sadece bir ihtiyaç değil, adeta yaşamın kendisidir. Özellikle çocuklar için bu durum çok daha anlamlıdır. Çünkü çocuk, dünyayı hareket ederek tanır. Koşar, zıplar, düşer, kalkar… Tüm bunlar onun çevresiyle bağ kurma, keşfetme, öğrenme ve kendini ifade etme yollarıdır. Hareket sayesinde sadece bedenini değil, duygularını, düşüncelerini ve sosyal ilişkilerini de geliştirir. Bu yüzden beden eğitimi, çocuğun gelişiminin her yönüne dokunan çok önemli bir alandır.
Fiziksel aktivite ve spor, sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazıdır. Bu yalnızca yetişkinler için değil, çocuklar ve gençler için de geçerlidir. Sporla uğraşan çocuklar, yalnızca sağlıklı büyümez; aynı zamanda kötü alışkanlıklardan uzak durur, özgüven kazanır ve sosyalleşmeyi öğrenir.
Bu nedenle çocukların erken yaşta spora yönlendirilmesi oldukça önemlidir. Ancak bu alışkanlık genellikle ailede başlar. Ne yazık ki birçok ebeveyn, iş yoğunluğu ya da zaman sıkıntısı gibi nedenlerle kendi spor yapmadığı gibi, çocuklarının fiziksel aktiviteleriyle de pek ilgilenemiyor. Oysa çocuklar hangi spora yönelmeleri gerektiğini ya da ne zaman hareket etmelerinin faydalı olacağını kendileri bilemezler. Onlara rehberlik etmek, ebeveynlerin sorumluluğundadır.
Hareket etme arzusu doğaldır. Çocuklar bu ihtiyaçla doğar. Oyun oynarken, dışarıda koşarken ya da bir şeyleri denerken sadece eğlenmezler; aynı zamanda çevreyi, kendi sınırlarını ve yeteneklerini de keşfederler. Bu süreçte hem fiziksel hem de zihinsel anlamda büyürler. Hareket, bedensel ve ruhsal gelişimin bir bütün olarak ilerlemesini sağlar.
Bu konu aslında “psikopati” olarak da adlandırılan beden-zihin bütünlüğüyle yakından ilgilidir. Hareket etmek ve spor yapmak, sağlıklı gelişimin temel taşlarındandır. Fiziksel aktivitenin sadece bedene değil, düşünme, duygulanım ve ruhsal dengeye de olumlu etkileri olduğu bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmıştır.
Özellikle erken çocukluk döneminde kazanılan temel beceriler, çocuğun tüm hayatı boyunca etkisini sürdürür. Motor becerilerin gelişimi, çocuğun zamanla daha bağımsız hareket edebilmesini sağlar. Bu yüzden erken yaşlarda çocukların fiziksel gelişimleri desteklenmeli, oyun ve hareketle iç içe olmalarına olanak tanınmalıdır.
Ancak birçok aile, yaşam koşulları ya da eğitimsizlik gibi nedenlerle çocuklarının motor gelişimini nasıl destekleyeceğini bilememektedir. Hangi oyunlar oynanmalı, hangi hareketler çocuğun gelişimine katkı sağlar gibi konularda bilgi eksikliği yaşanmaktadır. Bu noktada, aileleri bilinçlendirmek büyük önem taşır. Özellikle genç annelere yönelik eğitim programları, kurslar ve farkındalık projeleri ile bu eksiklik giderilebilir.
Çocuklukta kazanılan motor, bilişsel ve sosyal beceriler uzun vadeli etkiler yaratır. Günümüzde yapılan birçok bilimsel araştırma, beyin gelişimi ve öğrenmenin fiziksel hareketle yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Yani çocuk dünyayı emekleyerek, deneyerek, hissederek ve hareket ederek tanır.
Sonuç olarak, hareket etmek sadece çocukların değil, her insanın yaşamını sürdürebilmesi için gereklidir. Kalp bile durmadan çalıştığı sürece biz hayattayız. Yani hareket yaşamın temelidir. Hareket etmek, yalnızca var olmanın değil; öğrenmenin, gelişmenin ve potansiyeli açığa çıkarmanın da temelidir. Bu yüzden çocuklara hareket etmeleri için alan tanımak, onlara yapılabilecek en büyük yatırımlardan biridir.
