Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medya, özellikle gençler arasında oldukça yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Instagram, TikTok, Snapchat, YouTube gibi platformlar, gençlerin hem eğlendiği hem de kendilerini ifade ettiği alanlar haline gelmiştir. Ancak bu platformların bu kadar yoğun kullanılması bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Sosyal medyada uzun süre vakit geçirmek, gençlerin zihinsel sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.
Gençler, sosyal medyada sıkça mükemmel hayatlar, kusursuz vücutlar, lüks yaşamlar ve başarı hikayeleriyle karşı karşıya kalırlar. Bu paylaşımlar çoğu zaman gerçeği yansıtmasa da, gençler bunları gerçek gibi algılayabilir. Böylece kendilerini başkalarıyla kıyaslamaya başlarlar. Bu kıyaslama, zamanla özgüven eksikliğine, yetersizlik duygusuna ve mutsuzluğa yol açabilir. “Ben neden onlar kadar başarılı değilim?” ya da “Neden o kadar beğeni almıyorum?” gibi düşünceler gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebilir.
Ayrıca, sosyal medyada sürekli çevrim içi olmak da bir baskı yaratır. Bir paylaşımın kaç beğeni aldığı, bir hikâyeye kimlerin baktığı ya da bir mesajın ne zaman cevaplandığı gibi detaylar, gençlerin üzerinde stres yaratabilir. Bu durum hem dikkat dağınıklığına hem de uyku bozukluklarına sebep olabilir. Zihinsel yorgunluk, zamanla depresyon ve anksiyete gibi daha ciddi ruh sağlığı sorunlarına dönüşebilir.
Peki, dijital dengeyi nasıl sağlayabiliriz? Öncelikle birey olarak kendi sosyal medya kullanımımızın farkında olmalıyız. Günde kaç saatimizi sosyal medyada geçiriyoruz? Bu zamanı daha verimli kullanabilir miyiz? Telefonumu elimden bırakmadan ne kadar süre geçirebiliyorum? Bu soruları kendimize sorarak bir farkındalık oluşturabiliriz. Sosyal medyada geçirdiğimiz süreyi sınırlamak, belirli saatlerde sosyal medyadan uzak kalmak ve telefonumuzu uyumadan önce kenara bırakmak bu dengeyi kurmada yardımcı olacaktır.
Aynı zamanda yüz yüze iletişimi artırmak, arkadaşlarla fiziksel ortamda vakit geçirmek de ruh sağlığımızı olumlu yönde etkiler. Gerçek hayattaki bağlar, dijital ortamda kurulandan çok daha güçlü ve destekleyicidir.
Toplum olarak da dijital okuryazarlık büyük önem taşır. Okullarda gençlere sosyal medyanın bilinçli kullanımı hakkında eğitimler verilmelidir. Aileler ise çocuklarıyla iletişim kurmalı, sosyal medya kullanımı hakkında açık ve destekleyici bir tutum sergilemelidir. Yasaklamak yerine birlikte çözüm aramak, gençlerin hem anlayış hem de güven hissetmesini sağlar.
Sonuç olarak, sosyal medya hayatımızın bir gerçeği olsa da onu ne şekilde kullandığımız tamamen bizim elimizdedir. Gençlerin zihinsel sağlığını koruyabilmeleri için dijital dünyada denge kurmaları büyük önem taşır. Bu denge hem bireysel bilinçle hem de toplumsal destekle mümkündür.
