Günümüzde birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de gençlerin toplumsal karar alma süreçlerinde yeterince yer bulamadığı sıkça dile getirilen bir gerçektir. Gençler toplumun enerjik, yaratıcı ve yenilikçi kesimini oluşturmalarına rağmen, çoğu zaman sadece dinleyici konumunda kalmakta, karar verici pozisyonlara ulaşmaları ise oldukça sınırlı olmaktadır. Oysa toplumsal gelişim, farklı yaş gruplarının ve bakış açılarının sürece dahil edilmesiyle mümkündür. Gençlerin fikirleri, özellikle hızla değişen dünyada teknolojik gelişmeler ve sosyal dönüşümler karşısında çok daha güncel ve dinamik çözümler sunma potansiyeline sahiptir. Ancak bu potansiyel, gençlere alan tanınmadığında ne yazık ki değerlendirilmeden kaybolup gitmektedir.
Gençlerin fikirlerinin yeterince dikkate alınmamasının çeşitli sebepleri vardır. En yaygın nedenlerden biri, yaşa dayalı önyargılardır. “Sen daha çok gençsin, bu konuları anlayamazsın” şeklindeki düşünceler, gençlerin kendilerini ifade etmelerini engeller. Gençler çoğu zaman deneyimsiz olarak görülür ve bu durum onların söz hakkı elde etmesini zorlaştırır. Oysa deneyim kadar vizyon da önemlidir. Ayrıca bugünün gençleri, önceki nesillere göre bilgiye daha hızlı ulaşabilen ve farklı kaynaklardan beslenebilen bireylerdir. Bu da onların sorunlara daha geniş perspektiflerden bakabilmesini sağlar.
Toplumsal karar alma süreçlerinde gençlere yer verilmemesi, sadece bireysel bir kayıp değil, aynı zamanda toplumsal bir eksikliktir. Gençlerin dışlandığı bir sistemde, geleceğe dair alınan kararlar tek yönlü olur ve toplumun tüm kesimlerini yansıtmaz. Bu nedenle gençlerin sürece dahil edilmesi hem demokratik katılım açısından hem de sosyal adalet bakımından gereklidir. Gençler bir yandan geleceğin liderleri, diğer yandan bugünün aktif yurttaşlarıdır. Onlara söz hakkı tanımak, aslında toplumun kendi geleceğine yön verme iradesini güçlendirmek anlamına gelir.
Peki, gençlere verilen değer nasıl artırılabilir? Öncelikle eğitim sisteminde gençlerin sorgulayan, fikir üreten ve topluma katkı sunan bireyler olarak yetiştirilmeleri gerekir. Öğrencilere sadece bilgi verilmemeli; aynı zamanda eleştirel düşünme, toplumsal duyarlılık ve girişimcilik becerileri de kazandırılmalıdır. Yerel yönetimler, gençlik meclisleri gibi platformları sadece göstermelik değil, etkili hale getirmeli; gençlerin fikirlerini gerçek projelere dönüştürebilmeleri için kaynak ve danışmanlık desteği sunmalıdır. Siyasi partiler ise genç üyelerine aktif rol vermeli, aday listelerinde gençlere daha fazla yer açmalıdır.
Ayrıca medya ve sosyal medya da gençlerin fikirlerini ifade edebilecekleri alanlar olarak değerlendirilmeli, gençlerin toplumsal meselelerle ilgili görüşleri ciddiyetle ele alınmalıdır. Gençlerin sadece eğlence ya da tüketim unsuru olarak değil, fikir üreten, sorunlara çözüm arayan bireyler olarak görülmesi gerekir. Bunun için de toplumsal algının değişmesi, gençlerin değerli ve yetkin bireyler olarak kabul edilmesi şarttır.
Sonuç olarak, gençlerin fikirleri sadece dinlenmekle kalmamalı, karar süreçlerine aktif olarak yansıtılmalıdır. Onlara verilen değer, sadece bireysel gelişimleri için değil, toplumun sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için de büyük önem taşır. Gençlerin geleceği şekillendirecek en önemli aktörlerden biri olduğu unutulmamalı, onlara güvenilmeli ve fırsat verilmelidir. Çünkü gençlere yatırım yapmak, aslında topluma yatırım yapmaktır.Unutmamak gerekir ki gençler, yalnızca geleceğin değil, aynı zamanda bugünün de bir parçasıdır. Onları sadece “geleceğimiz” olarak görmek, bugünkü sorunlara katkı sunma potansiyellerini göz ardı etmek anlamına gelir. Bugün dünyada iklim değişikliğinden eğitim politikalarına, dijitalleşmeden sosyal adalet mücadelelerine kadar pek çok alanda gençler ön saflarda yer almakta, yenilikçi çözümler üretmektedir. Greta Thunberg gibi çevre aktivistlerinden, genç girişimcilere kadar birçok örnek, aslında gençlerin ne kadar etkili olabileceğini göstermektedir.
