Teknoland (Teknoloji Adası)

O gün otobüse binmeden önce her şey çok güzeldi. Ailemle görüşmek için Erzurum’dan Ankara’ya bir otobüs yolculuğu planlamıştım. Her şey harikaydı, mutlu ve heyecanlıydım. Otobüs camından bakarken evimi gördüm. Otobüsten inerken basamaklara takıldım ve düştüm.

Kafamı kaldırdığımda şoka uğradım: Bozkır bir arazide, gece yarısıydı ve etrafta otobüs yoktu. Garip bir şekilde yalnızca bir sokak lambası yanıyordu ve ben onun altındaydım. Biraz korkmuştum ama hâlâ umudum vardı.

O sırada beyaz bir arabayla bir grup insan geldi ve beni karşıladı. Çok iyi durumda olmadığım için yardımlarını kabul ettim. Adamlar, beni rahat hissettirmek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Kısa süre sonra bir şehre ulaştım. Burası başka bir evrendi. Adını sorduğumda buranın “Teknoland” (Teknoloji Adası) olduğunu öğrendim.

Buradaki binalar kapsül şeklindeydi ve buradakilerin aslında insan olmadığını, en özel bilim ve sanat laboratuvarlarına girene kadar fark etmemiştim. Bilim bölümünde birçok kapsül vardı, içinde garip organizmalar bulunuyordu. Etrafı gezince bunların, insan görünümlü ama garip yeteneklere sahip varlıklar olduğunu gözlemledim. Sanat bölümünde ise birçok tablo ve kil sanatı vardı.

Açıkçası buraya bayılmıştım, herkes çok arkadaş canlısıydı. Bana bir oda ayarladılar ve o gece orada uyudum. Ertesi sabah uyandığımda evimdeydim. Tüm bunların bir rüya olduğunu düşündüm. Ancak kardeşim odama girip çığlık atarak bana sarıldı. Nedenini sorduğumda, beni tam on yıldır kayıp olduğunu söyledi. Oysa ben orada sadece bir gün kalmıştım.

Bunu kimseye anlatamadım ama sonunda hayatım normale döndü. Bana oradan kalan tek şey bir akıllı saatti.

(Visited 4 times, 1 visits today)