İnsanlar Sanat Alanlarında Fikirlerini Özgürce İfade Edebilmeli midir?

“İnsanlar resim, müzik, tiyatro vb. sanat alanlarında fikirlerini özgürce ifade edebilmelidir.” Bu görüşe kesinlikle katılıyorum. Çünkü insanların fikirlerini özgürce ifade edebilmesi hem topluma katkı sağlar hem de bireysel ifade özgürlüğünü destekler. Ayrıyeten çağımızın gerekliliklerinden biri olmasını da es geçmemek lazım. Günümüz dünyasında teknolojiyle birlikte iletişim çok hızlı hale geldi ve bu hız içinde duygularımızı, düşüncelerimizi en samimi şekilde aktarabilmenin yolu yine sanattan geçiyor fikrimce.

Öncelikle, bireysel ifade özgürlüğü açısından sanat insanın kendini tanıması ve duygularını dışa vurması için en güzel yollardan biridir. Resim yapmak, bir şarkı bestelemek ya da tiyatro sahnesinde bir rolü canlandırmak, kişinin iç dünyasını anlaması ve paylaşması için çok güzel bir fırsattır. Bu sayede hepimiz empati yapmayı öğreniriz. Örneğin oyuncular, belki de oynadıkları roller sayesinde empati yeteneklerini geliştirmişlerdir. Sonuç olarak birçok farklı hayatı canlandırmak için önce o hayatları anlamak gerekir. Bunun yanı sıra sanatla uğraşan bireyler, hem kendi duygularını hem de toplumun iç sesini daha iyi analiz eder. Bu da onları daha bilinçli, daha duyarlı bireyler haline getirir.

Eskiden, özellikle Orta Çağ ve Rönesans öncesi dönemlerde, sanat çoğunlukla dini temalar üzerine yoğunlaşıyordu. Ressamlar, heykeltıraşlar ve mimarlar çoğu zaman kilise veya dini kurumların isteğine bağlı olarak çalışıyor, eserlerini Tanrı’ya adıyorlardı. İnsanlar, günlük yaşam, toplumsal sorunlar veya bireysel duygularını ifade etme şansına sahip değildi. Sanat, daha çok ibadet ve dini mesaj iletme amacıyla kullanılıyordu, ki bunun çok yanlış olduğunu belirtmek lazım. Günümüzde ise sanat, bireyin özgürlüğünün, toplumun çeşitliliğinin ve insan haklarının bir simgesi haline gelmiştir.

Ayrıca, sanat bir nevi eleştiri mekanizmasıdır. Toplumsal sorunları dile getirmek ve farkındalık yaratmak için sanat güçlü bir araçtır. Fikirlerin özgürce ifade edilmesi, haksızlıkların, eşitsizliklerin ve yanlış uygulamaların fark edilmesi konusunda bize yardımcı olur. Misal Türkiye’de kadın cinayetlerinin sosyal medyaya büyük bir damga vurması bu duruma çok güzel bir örnek olurdu. Bunun yanında çevre sorunları, savaşlar veya ekonomik adaletsizlikler gibi konular da sanat sayesinde geniş kitlelere ulaşabilir.

Sonuç olarak, sanat alanları insanların kendi düşüncelerini ve ifadelerini özgürce ifade edebilmelerini sağlayıp empati yapmayı kolaylaştırır. Bu sayede toplumumuz hem daha iyi bir yer haline gelir hem de insanlar kendi fikirlerini belirtirken çekinmezler. Böylece her şey bir cam kadar şeffaf olur. Bu yazıyı Mustafa Kemal Atatürk’ün “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözüyle bitirmek isterim. 🙂

(Visited 10 times, 1 visits today)