Hayal Et

Her sabah kanatları oldugunu sanarak uyanıyordu, uçabileceğini sanıyordu. Sonra fark ediyordu ki kanatları sadece bir çift koldan ibaretmiş. Her şeye gücünün yeteceğine ve belki de bir gün  dünyayı değiştirebileceğine inanıyordu. Annesi hayal gücünün hep çok güçlü oldugunu söylerdi. Yoksa düşünceleri, hayalleri, hisleri iki duvar arasında kapana kısılmış anlamsız şeyler miydi? Fiona, her sabah bunları düşünerek uyanırdı. Her gün birilerine faydasının dokunucağını düşünerek ve bunun için çabalamaya hazır olarak uyanırdı. O sabah da her zamanki gibi aynı umutla aynı ve heyecanla uyandı Fiona…

O sabah Fiona penceresini açtığında rüzgarın normale göre bir farklı estiğini hissetti. Saçlarını savurmaya yetecek kadar şiddetliydi. Sanki rüzgar ona fısıldıyormuş gibiydi. Tam da ağaçlardaki yaprakların rüzgarla birlikte savruluşunu izlerken, Fionanın eline bir tüy parçası düştü. Önce irkildi, sonra tüyü inceledi. En sevdiği renk olan pembeyi de barındıran hafif parlak bir tüydü. Tüy, bügünün çok güzel bir gün olacağının bir işareti miydi yoksa? Okula gitmek için hazırlanırken bu tüyün neye ait olabileceğini düşündü. Derin düşlere dalarak okulunun yolunu tuttu. O sabah sanki şehir nefes almayı unutmuştu da, Fionanın neşesiyle yeniden hatırlıyordu. Yüzü asık olan insanların yüzünü anlık güldürmenin anahtarını biliyordu Fiona: Günaydın demek. Evet kulağı çok basit geliyor ama birçok insanın anını güzelleştirmeye yetiyordu .Tam o an Fiona bir şey fark etti. Şehrin temposunun arasında kaybolup gitmiş insanlar. Fiona duraksadı :benim kelimelerim, davranışlarım insanların günlerini iyileştirmeye yetmiyor, düşünüyorum da acaba hayatın güzelliğinin farkındalar mı? Sonbaharın o insanın içinde beliren rahatlatıcı hissinin, renk değiştiren yaprakların güzelliğinin, masmavi gökyüzünün, kısacası hayatın güzelliğinin gerçekten de  farkındalar mı? Bence değiller. Herkesin bir temposu var, yetişmesi gereken bir şeyler var. Kafaları gelecek kaygısı ve para kaygısıyla dolmuş. Düşündü. Ben bunu değiştiremem. Çünkü hayatın gerçekleri bu. Belki de kendi hayal dünyamda yaşıyorumdur. Bu sözleri söylemek ona adeta bir hançerin saplanması gibiydi.Okula gittiğinde artık eski neşesi yoktu. İnsanlara günaydın bile demedi, gülümsemedi. Sonra baktı ki bu zaten kimsenin umrunda bile değildi.Fiona avucunda tuttuğu tüye baktı: hani bügün çok güzel olacaktı, bak pek de öyle olmadı. Fiona sınıfa doğru ilerledi, sırasına oturdu. Tam o sırada Öğretmeni tahtaya bir şey yazdı: Hayal gücün ile dünyayı değiştirebilir misin? Fiona şaşırdı, tam da düşündü şeydi.Hemen atıldı: Hayır, böyle bir şey mümkün değil. Öğretmen hemen bunun sebebini sordu.Fiona:Herkesin kendince bir derdi bir kaygısı, bir yoğunluğu, bir stresi var, bunu nasıl değiştireceğiz?Öğretmen bu fikri çok gerçekçi buldu ve şöyle söyledi: Haklı olabilirsin, ama bu bir bakış açısı ve bunu değiştirmek imkansız değil, hem de hiç değil.Hayal etmek her şeyin başlangıcıdır. Hayal gücü geniş olan insanlar da hayata her zaman 1-0 önde başlarlar.Çünkü hayal etmeden tam olarak ne isteğini bilemez, hedef koyamazsın. Ama eğer hayal edersen motive olur ve başkalarını da motive edersin. Bu seni ve başkalarını mutlu eder. Birine bir iltifat edersin o kişinin günü güzelleşir.Bir ödevde yardım edersin o kişinin aklına kazınırsın. Zaten kmse senin dünyayı baştan aşağı değiştirmeni bekleyemez ama sen böyle küçük adımlarla insanların dünyasını değiştirebilir ve güzelleştirebilirsin.

O an Fiona umudunun tekrar yeşerdiğini hissetti. İçine bir umut doğdu. Söylenilenler çok hoşuna gitti. İşte o an küçük değişimlerin büyük farklar yaratabileceğini fark edip mutlu oldu…

(Visited 8 times, 1 visits today)