Dünya 2.0:Geleceğin Dünyası

Günlük hayatta pek çok sloganın “Yaşanabilir bir dünya” ve buna benzer ifadeler içerdiğini elbet fark etmişsinizdir. Peki siz, hiç yaşanabilir bir dünyadan ne kastedildiğini düşündünüz mü? Muhtemelen aklınıza susuzluk tehlikesi olmayan ya da bol yeşil bir dünya gelmiştir. Peki… “Yaşanabilir” kavramı için bunlar yeterli mi?

“Yaşanabilir”, hayat sürmeye uygun demek ve bu kavramı sadece temiz hava soluyamadığımız, iklim değişikliği olan ve çevre kirliliğiyle mücadele eden gibi klasik sorunlarla sınırlandırmamalıyız. Madem gelecek nesillere, yani çocuklara, gençlere yaşanabilir bir dünya bırakılmak isteniyor, o zaman Birleşmiş Milletler UNICEF Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin bir maddesini hatırlayalım: madde 6. Madde 6, her çocuğun sahip olduğu yaşama hakkıdır. Bu hak, yüzeysel olarak devletin çocuğun gelişmesi, hayatta kalması gibi pek çok neden için azami çaba göstermesidir. Fakat derine indiğimizde, çocuğun güvenliğinin, temel ihtiyaçlarının sağlanmasının, büyüyüp gelişebilmesinin, tam potansiyelini gerçekleştirebilmesinin; etnik köken, din ve cinsiyet fark etmeksizin sağlanmasını amaçlamaktadır. Bu amaçların sağlanamaması yaşanabilir bir dünya bırakma fikrini engellemektedir. Demek ki sadece temiz çevre,su ve oksijen yetmiyormuş, değil mi?

İlk olarak güvenliğe değinmek istiyorum. Önemli problemlerimizden biri, gelecek nesillere güvenli bir dünya bırakmaktır. Haberlerde sıkça karşılaşıyorsunuzdur; şiddet, sınır tanımayan bir sorundur; gerek savaşlar olsun, gerek insanların birbirine uyguladığı şiddet olsun. Eğer dünya yaşanılabilecek olacaksa, çözmemiz gereken ilk mesele tam karşımızda.

Bir diğer sorun ise temel ihtiyaçların karşılanamamasıdır. Birçok ülke susuzluk ile karşı karşıyadır. Dahası, eğer su bulunamazsa insan besin bulamaz, sağlıklı olamaz, onurlu bir insan gibi yaşayamaz. Onurlu bir insan olarak yaşayamamak demek, insanın aç, susuz, evsiz, korku içinde; sağlık, eğitim, ifade hakkından yoksun yaşaması demektir.

Ek olarak, gelecek nesiller için eğitimin yolunun açık olması gerekmektedir. Eğitimin önünde pek çok engel vardır; cinsiyet ve ırk ayrımcılığı, dini düşünceler, fırsat eşitsizliği ve daha çok sayabileceğimiz birçok neden. Eğer gelecek nesillerin bizim onlara bırakmak istediğimiz “yaşanabilir dünya” fikrini devam ettirmelerini istiyorsak, daha çağdaş, analitik düşünen, yaratıcı bireyler yetiştirmeliyiz. Bu ancak eğitimle gerçekleşebilir.

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ışığında, her ne kadar bahsi geçmese de, çocuk haklarının da yenilenmesi gerekmektedir. Yirmi birinci yüzyılda teknolojik cihazlar, internet gibi birçok yenilikler, akıl almaz, insanın bile yapamayacağı işler başarabilmektedir. Her çocuk bu imkanlara ulaşabilmeli ve yararlanabilmelidir.

Kısacası, benim için yaşanabilir bir dünya demek; gelecek nesillerin tam potansiyelini gerçekleştirebildiği, sağlık, eğitim, barınma, beslenme hakkı olduğu; sevgi dolu bir ortamla yeteneklerini, becerilerini, ilgilerini geliştirebildiği; yeniliklere açık olunan ve yeniliklerden haberdar olunan; özgür olunan, adaletli olunan, hakların korunduğu, ifade özgürlüğünün olduğu; cinsiyetçiliğin, ırkçılığın olmadığı,kız çocuklarının ve kadınların daha çok değer gördüğü, sokağa çıkarken korkmadığımız bir dünyadır. Yaşanabilir bir dünya sadece su ve bol yeşil bir dünya olmamalı; dahası, sadece bireyin değil, tüm toplumların huzur ve refah içinde yaşadığı, gelecek nesillerin umutla büyüdüğü bir dünya olmalıdır. Gerçek bir yaşanabilir dünya, bilimin, eşitliğin ve insan haklarının ışığında yükselir; bunu sağlamak hepimizin ortak amacı olmalıdır.

(Visited 6 times, 1 visits today)